Site rengi

Tasarım

ALTIN 328,24
DOLAR 6,2099
EURO 6,8321
BIST 8,0094
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 13°C
Yağışlı

3. ULUSLARARASI KAPIKAYA DOĞA SPORLARI FESTİVALİ

28.12.2019
A+
A-
3. ULUSLARARASI KAPIKAYA DOĞA SPORLARI FESTİVALİ

Samsun’un Bafra ilçesinde bu yıl “sıfır atık” teması ile gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kapıkaya Doğa Sporları Festivali’nde paraşütçüler gösteri yaptı.
Bafra Belediyesince, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca başlatılan “Sıfır Atık Projesi”ne destek vermek için bu yıl teması “sıfır atık” olarak belirlenen festival, “Doğayı yaşat, sporu yaşa” sloganıyla devam ediyor.
Doğal güzelliği ile dikkati çeken Kapıkaya’da yaklaşık 2 bin 500 sporcunun katıldığı festivalin dördüncü günü, yamaç paraşütü gösterilerine sahne oldu.
Dağcılık, su sporlar, motosiklet, bisiklet gibi pek çok aktivitenin yapıldığı festivalde Türkiye’deki havacılık kulüplerinden 350, yurt dışından 20 sporcu olmak üzere 370 paraşütçü atlayış gerçekleştirdi.
Gösterileri takip eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, su sporlarının yapıldığı alanda eşi Direnç Karaaslan ve kızı Sare ile tekne gezisi yaptı. Ardından Karaaslan, paraşütçülerin nefes kesen gösterilerini izledi.
Karaaslan, AA muhabirine, Bafra’nın tarımsal değerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de ön plana çıktığını söyledi.
Bu etkinliğin Türkiye’nin en önemli spor etkinliklerinin yapıldığı bir festival haline geldiğine işaret eden Karaaslan, “Festival her geçen sene yurt içi ve dışından insanları Türkiye ve Samsun’a çekiyor. Her yıl niteliği ve kapsamı da artıyor. Bu yılki etkinliklere 2 bin 500’ün üzerinden sporcunun katılması önemini bir kez daha ortaya koyuyor.” dedi.
Karaaslan, bu yıl düzenlenen festivalin Türkiye’ye örnek teşkil ettiğine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Türkiye’nin ilk ‘sıfır atık’ temalı festivalidir. Yani buraya gelen katılımcılar doğa ile baş başa vakit geçirmek için kamp kurarken, doğanın tüm imkanlarından faydalanırken aynı zamanda da sorumluluklarını yerine getirerek buradan ayrılıyorlar. Doğal güzelliğin korunması açısından ve bilinç oluşturması adına bu temanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü doğadan faydalanırken ona zarar vermeden festivalin tamamlanması hedefleniyor. Umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde Türkiye’de gerçekleştirilen bütün festivallerde ‘sıfır atık’ teması festivallerin merkezine alınacaktır. Bunu ilk kez burada gerçekleştirmiş oluyoruz.”
MÜBADİL LEZZETLER YENİDEN SOFRALARDA
Samsun’da, unutulmaya yüz tutmuş mübadil lezzetleri, “Geçmişe Açılan Pencere Projesi” kapsamında yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.
Samsun Balkan Türkleri Kültür, Dayanışma ve Haberleşme Derneği, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce desteklenen “Geçmişe Açılan Pencere Projesi” kapsamında “Mübadil Lezzetler” etkinliği ile farklı mübadil köylerinde yöresel yemeklerin tanıtımını yapıyor. Samsun Balkan Türkleri Derneği yürüttüğü proje ile unutulmaya yüz tutmuş asırlık lezzetleri tekrar canlandırarak günümüz mutfağına taşıyor. Unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerin gelecek kuşaklara da aktarılmaya çalışıldığı proje sonunda hazırlanacak olan yemek kitabı ile asırlık lezzetleri kuşaktan kuşağa aktarılmış olacak.
Proje hakkında bilgi veren Samsun Balkan Türkleri Derneği Başkanı Uğur Burak Özata, “Mübadillerin Balkanlardan gelen köklü kültürel ögelerinin yanında zengin mutfak geleneklerinin de Anadolu’daki kültürel zenginliğin artmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Yürütmüş olduğumuz bu proje ile unutulmaya yüz tutmuş mübadil lezzetleri, günümüz mutfaklarına taşımayı ve gelecek nesillere aktarmayı hedeflemekteyiz. Bugün İlyasköy derneğimizin de katkısıyla bu etkinliklerin 3’ünsünü yapıyoruz. Balkanlardan gelen ninelerimizin, dedelerimizin gelenek ve göreneklerinin devamını yürütmeye çalışıyoruz. Gençlerimizi fast food yiyeceklerinden kurtarıp, bu tür yemeklerimizi hatırlamaları için organizasyonlar yapıyoruz” dedi.
Proje Koordinatörü Sevda Tanyıldız ise, “Göçmen yemeklerinin çok geniş bir yelpazeye sahip olması üzerine çalışmalarını Samsun ili ve ilçelerinde yerleşik mübadil halkın yaptığı yemeklerle sınırlandırdık. Mübadil köylerde yaptığımız kapsamlı saha çalışmaları ve araştırmalar sonucunda yaklaşık 45 özgün tarifi ortaya koyduk. Bu lezzetleri özellikle seçilen eski köy evlerinde yıllardır kullanılmayan köy fırınlarını temizleyip yakarak hayata geçirdik” diye konuştu.
Hacıismail, Devgeriş ve İlyasköy Mahallelerinde gerçekleşen etkinlikler, Karaperçin, Aşağıçinik, Çırakman, Çandır ve Taflan Mahallelerinde de devam edecek. Mübadil lezzetler buralarda da tanıtıldıktan sonra kitaplaştırılacak.
TOKAT’TA İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi rektörlük makamında TOGÜ ve OMÜ arasında teknoloji transfer ofisi çerçeve işbirliği protokolü imza töreni yapıldı.
Teknoloji transfer ofisi çerçevesinde gerçekleşen protokolde, TOGÜ ile OMÜ bünyesinde faaliyet gösteren OMÜ-TTO’nun arasındaki diyalog ve güven ortamının oluşturularak işbirliğinin güçlendirilmesini, sahip olunan teknoloji transfer ofisi yönetimine ilişkin bilgi birikiminin/deneyimlerinin karşılıklı olarak OMÜ-TTO ile TOGÜ TTO arasında paylaşılması, yeni teknoloji ve süreç geliştirme aşamalarında katkı sağlayarak kalite ve verimlilik arttırıcı sonuçların alınmasını, ortak Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarının gerçekleştirilmesini ve bilgi-teknoloji transfer çalışmalarının yürütülmesini amaçlanıyor. Ayrıca, Farkındalık Tanıtım Bilgilendirme Eğitim Hizmetleri Birimi aracılığı ile araştırmacıların, akademisyenlerin, öğrencilerin ve iş dünyasındaki kişilerin ( arasında Ar-Ge kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacak organizasyonlar ve etkinlikler düzenlenmesi, duyurulması, yayınlanması, haberleştirilmesi konusunda işbirliği yapılması, Proje Geliştirme Yönetim Hizmetleri Üniversite Sanayi İşbirliği Faaliyetleri Birimi aracılığı ile Tokat’taki ve Samsun’daki akademisyen ve sanayiciler arasında karşılıklı faydaya dayalı sürdürülebilir işbirliklerinin oluşturulması, ortaya çıkan üniversite sanayi işbirliklerinin Teknoloji Hazırlık Seviyelerinin artırılması, sanayi kuruluşlarının taleplerinin alanında uzman akademisyenlere yönlendirilmesi ve danışmanlık alınması, Üniversite- Sanayi buluşma etkinliklerinin düzenlenmesi, yenilik ve proje geliştirme konularında sanayici ve firmaların bilgi düzeylerini artırmaya yönelik eğitimlerin verilmesi konusunda yapılacak anlaşmalar çerçevesinde işbirliği içinde olmaları kararları alındı.
İşbirliği protokolü imza törenine Rektör Prof. Dr. Bünyamin Şahin, Tokat Teknopark A.Ş Genel Müdürü Prof. Dr. Cemil Alkan, Tokat Teknopark Genel Müdür Yardımcısı ve TOGÜ Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Rüştü Yayar, Samsun Teknopark Müdürü Dr. Buğra Çolak ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Mortaş katıldı.
GELECEĞİN MASTERCHEFLERİ YETİŞİYOR
Tokat’ta yaz tatilini değerlendirerek sosyal medyadan uzaklaşan öğrenciler lezzet atölyesinde aldığı kurslarla el becerisi kazanıyor.
Tokat Belediyesi Behzat Hanımeli Kültür ve Sanat Merkezi’nce 8-15 yaş arası çocukların akademik başarılarının yanı sıra kişisel, sosyal, el becerilerinin gelişmesi amacıyla yaklaşık 5 yıldır öğrencilere kurs veriliyor. 5 yıldır yürütülen proje ile çocukların gerçek hayatta işlerine yarayacak beceriler kazanmaları ve sanal ortamdan uzaklaşmaları amaçlanıyor. Geleceğim Masterchefleri olmaya aday öğrenciler hamur açmayı, çiğ köfte yoğurmayı, mantı, pasta ve çeşitli yemekler yapmayı öğreniyor. Mutfak atölyesinde yaklaşık 100 çocuk çeşitli saat dilimlerinde kurs alıyor. Kız öğrencilerin yanı sıra erkek öğrencilerinde ilgi gösterdiği kurslara katılan öğrenciler ‘büyük maharetler küçük yaşlarda başlar’ projesi kapsamında hünerlerini sergiliyor. Öğrenciler ayrıca kursta kendi yaptıkları yemekleri tadarak fast food yemeklerden uzak duruyor.
Kurs Öğretmeni Senanur Kantarcı öğrencilerin yaz tatillerini değerlendirmeleri için lezzet atölyesinde pastalar, poğaçalar yaparak el becerilerini geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. Gülbahar Hatun Hanımeli Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Arzu Arslan, çocukların sanal ortamdan uzaklaşarak gerçek hayatta beceri kazanmaları hususunda çeşitli kurslar düzenlediklerini kaydetti. Bu kapsamda lezzet atölyesinde açtıkları kursa yüze yakın öğrencinin katıldığını ifade eden Arslan, “Büyük maharetler küçük yaşlarda kazanılır projemizin 5. Yılındayız. Çok güzel dönüşler aldık, bine yakın öğrenciye ulaştık bu süreçte. Bu projenin sadece Tokat’ta değil, Türkiye genelinde de yaygınlaşmasını arzu ediyoruz. Amacımız öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra hayatta işlerine yarayacak gerçek maharetler kazanmalarını sağlamak” dedi.
AMASYA MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ KÖSTERELİOĞLU HAVZA’DA MEBET SİSTEMİNİ İNCELEDİ
Amasya Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, Havza’da uygulanan Mesleki Eğitim Beceri Testi (MEBET) hakkında bilgi aldı.
Kösterelioğlu, Samsun’un Havza ilçesinde uygulanan MEBET sistemini Amasya’da uygulamak için inceleme gezisi düzenledi.
Havza Milli Eğitim Şube Müdürü Hüsamettin Elmas’tan, uygulama teknikleri, yapılan testlerin sonuçları ve test materyalleri hakkında kapsamlı bilgi alan Kösterelioğlu, test sonuçlarını ve uygulamalarını başarılı bulduğunu söyledi.
Bu çalışmayı Amasya’da da uygulamak istediklerini aktaran Kösterelioğlu, “Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak ve doğru yönlendirmek adına önemli bir test. Bu konuda Havza Kaymakamlığımız ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzden gerekli desteği göreceğimize eminim.” dedi.
Havza Kaymakamı Metin Yılmaz ise doğru mesleki yönlendirmenin önemli olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Yapmış olduğumuz testler neticesinde olumlu gelişmeler yaşanmakta. Örneğin geçen yıllarda meslek lisesi öğrencisi velilerinden bölüm değiştirmek için çok fazla talep geliyordu. Şimdi yapılan doğru yönlendirmeler ile bunun önüne geçildi. Bir kişinin yeteneği olduğu işi yapması önemli. O yüzden bu testi önemsiyoruz. Bu şekilde hem eğitim, hem de mesleki anlamda kalite artacaktır. Yapılacak doğru yönlendirmeler ile gençlerimiz becerileri doğrultusunda ilerleme imkanı bulacaklardır. Bizler bu konuda size destek vermekten mutlu oluruz.”
AKRABA TAVSİYESİ İLE GİRDİĞİ İŞTE 7 ÜLKEYE İHRACAT YAPTIRIYOR
Çorum’da kimyager yakının tavsiyesi üzerine tıbbi ve aromatik bitki işleme sektörüne giren Osman Ocaklı, 7 ülkeye ihracat yapıyor.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun IPARD II 1.Proje Çağrı Dönemindeki 1,3 milyon lira sözleşme tutarlı tıbbi ve aromatik bitki işleme ve paketleme projesi için başvuran Ocaklı’ya 777 bin lira hibe verildi.
TKDK desteğiyle işini büyüten Ocaklı, Organize Sanayi Bölgesi’ne bir yıllık 500 ton ürün işleme kapasitesine sahip tesis kurdu. Tesiste çörekotu, kuşburnu, aspir, üzüm-nar-incir çekirdekleri, ceviz gibi 35 çeşit ürün üzerine soğuk sıkım yöntemi ile yağ ve posa çıkaran Ocaklı, ürettiği ürünleri Amerika başta olmak üzere, Almanya, Kanada, Belçika, Fransa, Bulgaristan ve Suudi Arabistan’a ihraç ediyor. Ocaklı, 2019 yılında ise 1 milyon dolar ihracat hedefliyor.
Kimyager bir yakının tavsiyesiyle 2003 yılında iş dünyasına atıldığını dile getiren Osman Ocaklı, 15 yıldır tıbbi ve aromatik bitki işleme sektöründe faaliyet gösterdiklerini söyledi.
Amaçlarının en iyi ve en kaliteli ürünü üreterek dünya pazarına sunmak olduğunu dile getiren vurgulayan Ocaklı, “Firma olarak tesiste tıbbi ve aromatik bitki ile tohumların yağlarını çıkarıyoruz. Soğuk pres yöntemiyle ağırlı olarak çörekotu, kuşburnu, aspir, üzüm-nar-incir çekirdekleri, ceviz gibi 35’in üzerinde ürünü işliyoruz. Ürettiğimiz ürünleri hem yurt içi ve yurt dışına satıyoruz” dedi.
2015-2017 yılları arasında Amerika’ya ihracatla birlikte Türkiye’de en hızlı büyüyen 100 şirket arasında 59. Olduklarını anlatan Ocaklı, bunun kendilerini daha fazla ve azimle çalışmaya teşvik ettiğini dile getirerek, “2017 yılı sonunda TKDK’ya müracaat ederek Organize Sanayi Bölgesi’nde 4 bin metrekareden oluşan bir alana yeni fabrikamızı inşa ettik. Şuan ki hedefimiz daha fazla ülkeye daha fazla ürün ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlamak” ifadelerini kullandı.
Tıbbi ve aromatik bitki işlemenin yanı sıra Çorum’da tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğini teşvik ettiklerini anlatan Ocaklı,”İyi hammadde bize pazar kazandırıyor. Bu nedenle ilimizde, alım garantili sözleşmeli üretim modelini, aynı zamanda tohum ve teknik destek vererek uygulamaya başladık. Böylece Çorum’da tıbbi ve aromatik bitki ekilişlerinin ve çeşitliliğinin artmasına da katkı sunuyoruz. İşimizi seviyoruz. Bölgemizde ağırlıklı olarak çörek otu ekimi ağırlı olarak yapılmakta. Bu yıl ekim alanı 5 bin dönüme kadar çıktı. Bunun yanında lavanta üreticilerini de destekliyoruz. Bu çeşitliliğin artırılması için her türlü desteğe hazırız. Bunun içinde her türlü desteğe hazırız. Amacımız yerli üretim. Ürettiğimiz ürünleri de pazarlayabilmek. Şuan 7 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracatımızı artırmak için yurt içinde ve yurt dışında fuarlara katılıyoruz. Büyümek için daha çok çaba sarf edip başarılı olacağız” şeklinde konuştu.
İş dünyasının yanı sıra havacılıkla da uğraştığını söyleyen Ocaklı, “Ultra lıght pilotuyum. Kendime ait 2 kişilik uçağım var. Bunu sportif olarak kullanmanın yanı sıra Ankara’dan Çorum’a iş icabı da kullanıyorum. Sportif havacılığın ülkemizde daha da gelişmesini temenni ediyorum” dedi.
KAPIKAYA FESTİVALİ SONA ERDİ
Samsun’da Bafra Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Kapıkaya Uluslararası Doğa Sporları ve Kültür Festivali sona erdi. 100 kişinin ziyaret ettiği festivalde sıfır atık projesi uygulandı.
Festivalde 4 gün boyunca renkli görüntülerin yaşandığı festival sonunda ziyaretçiler çadırlarını toplayarak mutlu bir şekilde ayrıldılar. Belediye Başkanı Hamit Kılıç yaptığı açıklamada, “Hiçbir sıkıntı yaşamadan festivalimizi sonlandırıyoruz. Katılım beklediğimizin de üzerinde oldu. Türkiye’nin her tarafından misafirlerimiz geldi. Gene yurt dışından akrobasi yapan pilotlarımız geldi. Çok değişik ülkelerden İtalya’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, İran’da, İspanya’dan çok güzel gösteriler yaptılar yamaç paraşütünde. Ana temamız yamaç paraşütü olsa da bununla birlikte diğer sporlarda çok etkindi. Su sporlarımız, dağcılık, yürüyüş, fotosafari gibi aktiviteler en az yamaç paraşütü kadar ilgi çeken sporlardı. Çadır alanlarımız gayet güzel. Gelen misafirlerimiz, izleyicilerimiz güzel eğlendiler. Önümüzde ki sene de bu festivali devam ettireceğiz. Bu sene ki festivalimizin ayrı bir özelliği var. Türkiye’de belki ilk defa bir festivalde sıfır atık projesine destek veriyoruz ve doğa dostu, çevre dostu bir festivali gerçekleştirdik” dedi.
ÇARŞAMBA’DA ARI KOVANI DAĞITIMI
Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Soğucak Mahallesi’nde Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Samsun Arıcılar Birliği işbirliği ile kovan dağıtımı gerçekleştirildi.
Üreticilerle yapılan toplantıda İlçe Müdürü Osman Akman, “Bu kovanların dağıtımı Soğucak ve Kestanepınar mahallelerimiz için hazırladığımız projemizin başlangıcıdır. Kurumumuz ve Birliğin ortak hedefi bu mahallelerimizde arıcılığı tekrar canlandırmaktır. Bu hedefin ilk ayağında eskiden beri yoğun olan ancak çeşitli sebeplerden ötürü azalmış olan kestane ormanlarını artırmak. Bir nevi bal ormanları oluşturmak. Diğer taraftan mevcutta arıcılık yapanların kovan sayısını artırmak, imkânı olmayıp arıcılık yapmak isteyen üreticilerimize de uygun kaynak bularak arıcılığa teşvik etmek. Kestane ormanları ile elde edilecek kaliteli ve sağlık açısından önemli olan kestane balı üretimi ve markalaşmasıyla bölgenin ciddi bir şekilde gelir seviyesini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.
Samsun Arıcılar Birlik Başkanı ve Merkez Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Rasim Kaplan, “Arıcılık yapmak isteyeni birlik olarak her zaman destekliyoruz. İlçe müdürümüz projesinden bahsetti. Birlik olarak hedeflerimizle örtüşmekte. Böylelikle birlik üyelerimizin çalışmaları daha kaliteli ve verimli hale gelecektir” diye konuştu.
Program kura çekimi sonucunda kovanların dağıtımı ile son buldu.

YABAN HAYVANI SALIM VE YERLEŞTİRME ÇALIŞMALARI HIZLA SÜRÜYOR
Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Samsun Şube Müdürlüğünce birçok yaban hayvanı yetiştirilip doğaya salınıyor.
Milli Parklar 11. Bölge Samsun Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen yaban hayvanı salım ve yerleştirme çalışmaları kapsamında kızıl geyik, keklik ve sülün yetiştirilerek doğaya salındı. Türkiye’nin farklı bölgelerine yerleştirilen hayvanların gözetim altında tutularak kontrolleri yapılıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Samsun Şube Müdürlüğü tarafından kurulan Geyik Üretim Merkezinde 28 adet geyik bulunuyor. 1984 senesinden 2019 senesine kadar toplam 75 adet kızıl geyik üretilerek Giresun, Gümüşhane, Samsun ve Çorum illerine yerleştirildi. 1969 yılında kurulan Gelemen Sülün Üretim Merkezinde ise 2019 yılına kadar 291 bin 483 adet sülün üretildi. 2019 yılının ilk 6 ayında ise 14 bin adet sülün üretimi gerçekleştirildi.
Yaban hayvanı salım ve yerleştirme çalışmaları kapsamında keklik üretimi de yapan 11. Bölge Samsun Şube Müdürlüğü, 2018 yılına kadar 8 bin 400 adet keklik üreterek Kavak, Havza ve Vezirköprü ilçelerinde doğaya bıraktı.
BU REHABİLİTASYON MERKEZİ ŞİFA DAĞITIYOR
‘Kaplıcalar diyarı’ Samsun’un Havza ilçesinde bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezine gelen romatizma, ortopedik ve nörolojik rahatsızlıkları bulunan hastalar şifa buluyor.
Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinde günde ortalama 250 fizik tedavi hastasına hizmet veriliyor. Merkezin içinde termal havuzlar, robotik teknolojinin dışında tüm cihazların yanı sıra Ondokuz Mayıs Üniversitesinin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dalının öğretim üyesi hocaları görev yapıyor.
Merkez hakkında bilgi veren OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen, Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinde birçok hasta grubunu tedavi ettiklerini, burada en iyi imkanlarla en iyi sağlık hizmetini verdiklerini söyledi. Başhekim Özgen, “Merkezimiz yaklaşık 8 aydır hizmet vermektedir. Bu hizmet içerisinde ortalama her gün 250 fizik tedavi hastası hizmet almaktadır. Bunların çoğunu A grubu dediğimiz ciddi derecede hastalar oluşturmaktadır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak bizim fizik tedavi ve rehabilitasyon dalımızın değerli öğretim üyesi doçentleri, profesörleri haftanın 4 günü bizzat oraya gidip poliklinik muayenesi yapmakta, hastaların tedavilerini planlamaktadırlar. Ortalama her gün 40 hastaya düzenli olarak bakılmaktadır. Hastalar beklemeksizin düzenli ve sürekli olarak hem tanı hem tedavi almaktadırlar” dedi.
Ücretsiz tedavi hizmeti verdiklerini belirten Özgen, “Hastalarımızın değişik rahatsızlıkları mevcut. Bunların birçoğunu kas, eklem ve romatizma hastalıkları oluşturmaktadır. Ayrıca ortopedik sorunlar, yaşlılığa bağlı sorunlar rehabilitasyon hizmetinden faydalanmaktadırlar. Merkezimizdeki donanım; fizyoterapi cihazları, ekipmanlar ve çalışanları bakımından üst düzeydedir. Robotik teknolojinin dışındaki tüm cihazlarımız mevcuttur. Termal havuzlarımız vardır. Hastalar termal havuzlardan fayda görmektedirler. Havza ve çevresindeki herkes bu merkezimizdeki hizmeti ücretsiz olarak almaktadır. Ayrıca evinden alınıp merkezime getirilmektedir” şeklinde konuştu. Havza kaplıcaları
Havza doğal kaynaklar ve özellikle kaplıca yönünden zengin bir potansiyele sahip. İlçede 53 derece sıcaklıkta kaplıca su kaynağı mevcut. Önceki yıllarda kaplıca suyu teminine yönelik olarak 1 adet sondaj kuyusu mevcut olup, bu kuyudan 10 lt/sn, aynı hat üzerinde 2014 yılında açılan yeni kuyudan 15 lt/sn olmak üzerde mevcut ‘Kaplıca Turizm Merkezi’nde bulunan tesislerden 5 adedine toplam 27 lt/sn su veriliyor. Kaplıca suları Sağlık Bakanlığının tespitlerine göre, arsenik, çelik, silis, sodyum, sülfat, kısmen kalsiyum bikarbonatlı termal su olup, radyoaktif özelliğe sahip. Romatizmalı hastalıkların tamamlama tedavisi ile ortopedik ve nörolojik rahatsızlıkların rehabilitasyonunda yararlı etkileri bulunuyor.
TR83 BÖLGESİ REKABETÇİLİK VE DIŞ TİCARET DESTEK MERKEZİ PROTOKOLÜ İMZALANDI
2019 yılı Mart ayı itibarı ile pilot çalışmalarına başlamış olan “TR83 Bölgesi Rekabetçilik ve Dış Ticaret Destek Merkezi” gerçekleştirilen protokol imza töreni ile resmi olarak faaliyetlerine başladı.
Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) öncülüğünde ve koordinasyonunda Amasya, Çorum, Samsun, Tokat ve Bafra Ticaret ve Sanayi Odaları işbirliği ile kurulan Rekabetçilik ve Dış Ticaret Destek Merkezinin protokol imza töreni Amasya’da gerçekleştirildi.
Dış Ticaret Destek Merkezinde görevli iki nitelikli dış ticaret uzmanından bir tanesi OKA Samsun merkez hizmet binasında, diğeri ise Samsun Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde faaliyetlerini sürdürmekte. Amasya, Çorum ve Tokat Ticaret ve Sanayi Odaları ile OKA yatırım destek ofislerindeki uzmanlar da bilgilendirme ve yönlendirme yapmak suretiyle merkezin çalışmalarına destek vermekte. Çalışmalar, dünya genelindeki dış ticaret verileri ile sektörel bilgilere erişilebilen veri tabanları üzerinden yürütülmekte.
2023 Türkiye Dış Ticaret Stratejisi vizyonuyla, hayata geçen “TR83 Bölgesi Rekabetçilik ve Dış Ticaret Destek Merkezi” projesi TR83 Bölgesi’nde yer alan KOBİ’lerin uluslararası pazarlardan pay alabilmeleri için rekabet güçlerinin artırılması ve dışa açılmalarının desteklenmesi konusunda önemli bir rol üstlenecek. Dış Ticaret Araştırma Merkezi ile bölgede bulunan işletmeleri sistemli şekilde dünyaya açacak ve ihracatlarını artıracak sürdürülebilir bir yapı kurulması, işletmelerin bu kapsamda ihtiyaç duyacağı uluslararası pazar araştırma yöntemleri, uluslararası ticari bilgi kaynakları, ticari istihbarat kanalları, rekabet istihbaratı, teknik ve operasyonel istihbarat kullanımı, istatistiksel verilerin yorumlanması, müşteri bulma teknikleri ve veri tabanları, rakip analizi gibi nitelikli bilgilerin kendilerine en hızlı yoldan sağlanması amaçlanmakta. Bu bilgilerin sağlanmasının yanında danışmanlık hizmetleri de verilecek olup işletmelerin ihracat aşamalarının her anında destek mekanizmasının sürekli hale getirilmesi hedeflenmekte. Tamamen ücretsiz olarak hizmet veren merkezin, bölgede dış ticaret alanındaki kurumlar arasında etkileşimin artırması, süreçlerin iyileştirilmesi ve hızlandırılmasına yönelik işbirliği ortamının oluşturulması konusunda katkı yapması beklenmekte.
İmza törenine, OKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Amasya Valisi Osman Varol ve paydaşlar katılım sağladı.

VEZİRKÖPRÜ’NÜN İKİ ÜRÜNÜNE ‘COĞRAFİ İŞARET’
Samsun Vezirköprü Belediyesi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) işbirliğinde 2018 yılında yöresel ürün olan ‘Susuz Bezi ve Tahtaköprü Kilimi’nin ‘coğrafi işaret tescili’ için Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulundu.
13 ay sonra Susuz Bezi ve Tahtaköprü Kilimi’nin Coğrafi İşaret Tescil Belgeleri’ni alan belediye, şimdi bu iki yöresel ürünün tanıtımı ve ticareti için çalışmalara başlayacak.
Vezirköprü BelediyeBaşkanı İbrahim Sadık Edis, “25 Haziran 2018 tarihinde ilçemize özgü olan Susuz Bezi ve Tahtaköprü Kilimleri’nin, ‘Coğrafi İşareti Tescili’ için başvuruda bulunmuştuk. Müjdeli haber geldi ve iki ürünümüz tescillendi. Yöre insanımızın geçmişten gelen dokumacılık kültürü ve el emeğiyle şekillenerek, günümüze kadar ulaşan Susuz Bezi ve Tahtaköprü Kilimleri’nin tanıtımı ve ticareti için çalışmalara başlayacağız. Yöre halkımıza ve ilçemize hayırlı olsun” dedi.
GEÇİRDİĞİ KAZADAN SONRA DENEDİĞİ ÇAM KOZALAĞI REÇELİNİN ÜRETİMİNE BAŞLADI
Afyonkarahisar’da üniversite eğitimi aldığı sırada trafik kazası geçiren ve uzunca bir süre tedavi gören bankacı Sibel Şerbetçi (28) bağışıklık sistemini güçlendirmesi için denediği ve fayda gördüğü çam kozalağı reçelinin üretimine başladı. Genç bankacı, Tokat’ın Erbaa ilçesinde ürettiği çam kozalağı reçelini ülkenin dört bir yanına gönderiyor.
İlçedeki özel bir bankada 5 yıldır gişe görevlisi olarak çalışan Sibel Şerbetçi, 2013 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesinde, Uluslararası Ticaret ve Finansman eğitimi aldığı sırada trafik kazası geçirdi. Hasta bıraktıktan sonra dönen ambulansın üniversite kampüsü önünde kendisine çarpması sonucu ağır yaralanan Şerbetçi, aynı ambulansla Afyonkarahisar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastanede birkaç defa kalbi duran Şerbetçi, doktorların müdahalesiyle yeniden hayata tutundu. Kazanın ardından 8 aylık tedavi sürecine giren Şerbetçi, yatakta ve evde geçirdiği süreç içerisinde bağışıklık sistemini güçlendirmek için sosyal medyada gördüğü çam kozalağı reçelini denemeye karar verdi. Kozalak balı adıyla da bilinen reçelin kendisine iyi geldiğini gören Şerbetçi, astım bronşit hastası annesinin de deneyip faydasını gördüğü reçeli üretmeye karar verdi. Yaptığı araştırmalardan sonra üretime başladı. Ürettiği ürünleri sosyal medya hesabından paylaşıp siparişler alan Şerbetçi, çam kozalağı reçelini talep üzerine tüm illere göndermeye başladı.
Kaza sonrası zor günler geçirdiğini anlatan Sibel Şerbetçi Kaza sonrası birkaç defa kalbim durdu. Bu esnada aileme ölüm haberim ulaşmış. Fakat gerçekten yaşayacağımız varmış hayatta. Tekrardan hayatta ve buradayım. Kaza sonrası uzun süre yatakta kaldım. Bu esnada bir sürü hastalık geçirdim. Belli operasyonlar, ameliyatlar. Bağışıklık sistemim çok zayıflamıştı. Çok fazla öksürüğüm vardı. Bunların ardından bu kozalak balını sosyal medya üzerinden birkaç defa duymuştum. Kendim de denemek istedim dedi.
Kendisine ve annesine çam kozalağı reçelinin iyi geldiğini, ardından yapıp satmaya başladığını belirten Şerbetçi Annemde astım bronşit vardı. Ailemizde çok fazla öksürük vardı. Reçel bunları çok kısa bir sürede tedavi etmeye başladı. Ben çok hasta olurdum. Yaklaşık 3 yıldır grip bile olmadım, öyle diyebilirim. Sosyal medya üzerinden birkaç satış yapmaya başladım. Bunun ardından daha çok talep oldu. Türkiye üzerinden, hatta yurt dışından talep oldu fakat yurt dışına gönderemiyorum. Daha o kadar açılamadım. Ama Türkiye’nin bütün illerine ve ilçelerine gönderi yaptım. Bu yıl talep daha çok arttı. Yaklaşık 7-8 kazan koyduk. Yaz süreci boyunca reçel yapmaya devam edeceğiz diye konuştu.
Kozalak reçelinin Temmuz ayı içerisinde yapılması gerektiğini ifade edenn Şerbetçi Aslında kozalak her yerde oluyor mevsim gereği ama, bu reçel için çok yüksek yerlerde, yaylalarda küçük bebek kozalaklardan olması gerekiyor. Onların özleri daha faydalıdır. Haziran, Eylül, Ekim aylarında da yapılabilir fakat en özlü olduğu dönem Temmuz dönemdedir. Yani Temmuz ayının içerisinde kozalağın en özlü olduğu dönem. Yaz süreci bittikçe özlerini de kaybetmeye başlar. Ben kozalağı Temmuz ayı süresince yapıyorum. 650 gramlık şişeler halinde paketliyoruz. 50 lira bunun ücreti dedi.
BAŞKAN EROĞLU, BOSNALI GENÇLERİ MAKAMINDA AĞIRLADI
Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, Bosna Hersek’ten gelen öğrencileri makamında kabul ederek, “Buraya gelmeniz kardeşlik köprümüzün devam etmesi adına çok önemli” dedi.
Bosna Hersek’te 4 farklı üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyan ve dil gelişimine katkı sağlamak amacıyla Tokat’a gelen 40 Bosnalı genci Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu makamında kabul etti. Tokat Gazi Osmanpaşa Üniversitesi Uluslararası öğrenci koordinatörü Doç. Dr. Fatih Yılmaz’ın da katıldığı ziyarette açıklamalarda bulunan Başkan Eroğlu, ecdat torunları Bosnalı gençlerin Türkçe öğrenimine katkı sözü veren Rektör Bünyamin Şahin’in daveti ile TÖMER Türkçe kurslarından biri de Tokat’ta açıldığını söyledi. Bosnalı gençlerin Tokat’ta bir ay hem tarihi yerleri gezdiklerini hem de dedeleri Ali Paşa’nın mekanı Tokat’ta Türkçe öğrendiklerini ifade eden Başkan Eroğlu, “Sizleri Tokat’ımızda misafir ettiğimiz için sevinçliyiz heyecanlıyız. 1992 yılı bizim için önemli acı dolu bir yıl oldu. 1995’teki Srebrenitsa katliamı hepimizin yüreğinde. Sizler bizim kardeşimizsiniz. Osmanlı’ya dayanan dostluğumuz muhabbetimiz var. Bizleri sizleri ayrı değil, kendimiz gibi görüyoruz. Tokat’a gelerek duygulandırdınız bizi. Buraya gelmeniz kardeşlik köprümüzün devam etmesi adına çok önemli. Tokatımızı yaklaşık 1 aylık süreçte daha iyi tanıma fırsatı buldunuz. Bu şehir birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bunun için sizleri burada misafir etmekten onur duyuyoruz” dedi.
Başkan Eroğlu’nun konuşmasının ardından grup adına söz alan Bosna Hersekli bir öğrenci; “Tokat’a geldiğimizde çok büyük bir şaşkınlık yaşadık. Tokat’ın insanı çok yardımsever, bizim şehrimize kültürü ve insanları ile çok benziyor. Bir şehri güzel yapan o şehrin insanlarıdır. Tokat’ın insanı çok güzel, adını daha önce hiç duymamıştık ama burası çok güzel bir şehir. Buradan ayrılmak zorunda kalacağımız için üzgünüz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
AMASYA’NIN TESCİLLİ ‘ÇEYREK ALTIN’I: ÇİÇEK BAMYASI
Amasya’da üretilen coğrafi işaret tescilli ‘Çiçek Bamyası’ çiçeğinin sarı rengi ve parasal değerini hiç kaybetmediğinden dolayı yöre halkı tarafından ‘çeyrek altın’ olarak adlandırılıyor.
Yaz boyunca sabah erken saatlerde çiçeğiyle birlikte toplanmaya başlanan minik bamyalar iğne yardımıyla tek tek ipe dizilerek kurumaya bırakılması sonrası iç piyasanın yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanına satılıyor.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre, geçen yıl il genelinde 5 bin 700 dekardan fazla alanda ekimi yapılıp 2 bin tonun üstünde üretimi sağlanan bamyanın bu yıl ki hasadının da yine verimli olması bekleniyor.
Bamyanın üretiminin en fazla yapıldığı ilçelerinin önemli gelir kaynaklarının başında geldiğini belirten Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk, “12 ay bozulmayan hatta bir yıl sonrasına kadar sarkabilen özelliği var. Üreticisinin her an, her gün satabileceği, tıpkı çeyrek altın gibi paraya çevirebileceği bir ürün” dedi.
Öztürk, kurusunun kilosunu 150 liraya kadar fiyatlarda satıldığını belirterek ürünün bugünlerde ortalama 100 liradan alıcı bulduğunu söyledi.
Eşiyle birlikte günün erken saatlerinden itibaren topladığı bamyanın hasadının zorlu olduğuna değinen Dereköy’den Dursun Arslan da “Bamyan varsa altının var derler” sözleriyle yöre halkının bu ürüne verdiği öneme işaret etti.
Amasya ‘Çiçek Bamyası’, Amasya Valiliğinin himayelerinde sürdürülen çalışmalar sonucu geçen yıl Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından coğrafi işaret tescili aldı. Vali Osman Varol’un talimatlarıyla hazırlanan Tarım ve Kırsal Kalkınma Eylem Planı çerçevesinde de ‘Amasya Çiçek Bamyası’nın da aralarında olduğu ilin kritik öneme sahip stratejik ürünlerinin verimi ile kalitesinin artırılması ve pazarlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor.
BOĞAZKALE’DE ÇİFTÇİLERİN YENİ GELİR KAPISI SİLAJLIK MISIR
Çorum’un Boğazkale ilçesinde tarımsal üretim yelpazesinin geliştirilmesi amacıyla üretime başlanan silajlık mısır, çiftçilerin yeni gelir kapısı oldu.
Boğazkale Kaymakamı Yunus Ataman, silajlık mısır ekimi yapılan tarlaları ziyaret ederek çiftçilerden mahsul hakkında bilgi aldı. Ataman, AA muhabirine, ilçede 2018 yılında Evci Göleti’nin faaliyete başlamasının ardından 11 bin dönüm tarımsal arazinin sulu tarıma elverişli hale geldiğini söyledi.
Hititlerin başkenti Hattuşa’ya ev sahipliği yapan ilçede turizm potansiyelinin yanı sıra tarımsal üretimi de canlandırmayı hedeflediklerini belirten Ataman, “Çiftçilerin özellikle silajlık mısır üretimi yapması kararlaştırıldı. Kaymakamlık olarak İl Özel İdaresi bütçesinden çiftçilere yüzde 90 hibeli silajlık mısır tohumu dağıttık. Çiftçiler ekim yaptı, şimdi hasat bekleniyor.” dedi.
Çiftçileri modern üretim tekniklerini öğrenmeleri amacıyla Kaymakamlık imkanlarıyla çeşitli fuarlara gönderdiklerini ifade eden Ataman, ayrıca birkaç çiftçiyi de bir araya getirerek silaj paketleme makinesi alınmasını sağladıklarını belirtti.
Ataman, proje bazlı çalışmalarla bölgedeki çiftçilik faaliyetlerini nitelik ve nicelik bakımından artırmayı hedeflediklerini belirterek şunları kaydetti: “Sulanabilir tarla miktarının artmasına rağmen çiftçimizin bu durumdan yeterince istifade edemediğini müşahede ettik. Bölgemizdeki hayvancılık faaliyetlerini desteklemek, yem bitkileri konusundaki açığın kapanmasına yardımcı olmak ve çiftçilerimizin daha iyi gelir elde etmesini sağlamak amacıyla çiftçilerimizi yem bitkileri ekimine teşvik ettik. Ekim yapılan alanlarda ürünün durumunun oldukça iyi ve çiftçimizin üründen memnun olduğunu görüyoruz. Bölgemizde yemlik bitki ekimi ve paketlenmesinin sağlanması hayvancılık faaliyetlerini de olumlu etkileyecek. Paketleme makinesinin de gelmesiyle hayvancılık yapan çiftçimiz silajlık mısırını paketleyip yem tedarikinde yaşadığı sıkıntıları giderecek. Tarım ve Orman Bakanlığınca dönüm başına desteklerin de verildiği yem bitkileri ekimi ile beraber çiftçimizin tarımsal faaliyetlerden çok daha iyi gelir elde edecek.”

SAMSUN’UN İŞSİZLİK HARİTASI
Samsun Valisi Osman Kaymak, 81 bin 867 kayıtlı işsizin bulunduğu Samsun’da şehrin potansiyelinin tam anlamıyla kullanılması durumunda işsizlik rakamlarının Samsun için başa çıkabilir olduğunu söyledi.
İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu 3. Olağan Toplantısı Atakum Türk-İş Eğitim Merkezi Sosyal Tesisleri Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıya Samsun Valisi Osman Kaymak’ın yanı sıra ilgili kurum amirleri, STK ve işçi temsilcileri katıldı. Toplantıda Samsun’un ilk 6 aydaki işsizlik ve ekonomik durumu tartışıldı.
Toplantının açılışında konuşan İŞKUR Samsun İl Müdürü Haşim Meydan, geçen sene işe yerleştirmede yaşanan başarının bu sene de tekrarlanması için çaba sarf ettiklerini söyledi. Toplantı, İŞKUR sunumu ile devam etti. Yapılan sunumda şu bilgiler verildi:
“2019 yılı Ocak-Haziran arasında İŞKUR tarafından toplam 11 bin 436 kişi işe yerleştirildi. İşe yerleştirilenlerden yüzde 56,5’i erkeklerden olurken, yüzde 43,5’i de kadınlardan oluştu. Bu süre içerisinde toplam 60 bin 979 kişi iş başvurusunda bulundu. Başvuranlardan 32 bin 549 kişi kamu ve özel sektöre iş görüşmelerine gönderildi. İş başvurusunda bulunanlardan 27 bin 840’ı ilköğretim, 15 bin 698’i ortaöğretim, 6 bin 679’u önlisans, 10 bin 596’ı lisans, 182’si yüksek lisans ve 11’i de doktora mezunlarından oldu. İş başvurusunda bulunanların yaş aralığına bakıldığında en çok 20-24 yaş arasındaki kişiler iş başvurusunda bulundu. 20-24 yaş arasındaki 16 bin 133 kişi iş başvurusunda bulundu. 25-29 yaş arasında ise toplam 11 bin 119 kişi iş başvurusunda bulundu. 65 ve üstü yaş grubundan ise toplam 71 kişi iş başvurusunda bulundu. En çok işe yerleştirilenler 37 bin 409 kişiyle ilkokul mezunlarından oluşurken, bunu 21 bin 222 kişi ile ortaöğretim mezunları takip etti. En çok işe yerleştirilen yaş gruplarında ise 20-24 yaş arası 2 bin 614 kişi işe yerleştirilirken, 25-29 yaş arasında ise toplam 2 bin 544 kişi işe yerleştirildi.
Toplantıda Samsun’un iş ve işsizlik sorununu değerlendiren Samsun Valisi Osman Kaymak, “3 ayda bir bu toplantıları yapıyoruz. İŞKUR, ilimizde daha önceki değerlendirmelerde Türkiye’deki işe yerleştirmelerde Türkiye 1’incisiydi. Ülkemizde şu anda bir ekonomik sıkıntı var. İş çevrelerinde sıkıntılar devam ediyor. Zor bir süreçten geçiyoruz. Bundan Samsun’da çok etkileniyor. Samsun’un potansiyeli çok yüksek. Bunları kullanabilirse, Samsun bu işsizlikleri çok rahatlıkla aşacak kapasitededir. Ortak akıl, ortak payda ve şehrin sorunlarının doğru tespiti ile tespit edilen konular üzerine çözüm önerilerini üretmektir. İldeki bütün paydaşların ilin potansiyelini iyi kullanması lazım, aksi takdirde bunları yapamazsak ilin avantajları dezavantajlara dönüşüyor. Bu da işsizlik, iş yeri kapatma gibi konuları meydana getiriyor. Samsun’un ihracatı 650 milyon dolar civarında ama Samsun ayarındaki illere göre biz daha yukarılarda olmak durumundayız. Samsun bütün dinamikleriyle bütün potansiyelini dinamik kullanırsa, önümüzdeki işsizlik oranı çok düşük kalacaktır” dedi.
İş arayan insanların çoğunlukla vasıfsız ve meslek sahibi olmayan insanlardan oluştuğuna dikkat çeken Vali Kaymak, “Samsun’da çoğu yerde iş yeri kapatılırken, sanayi ve organize sanayi bölgelerinde firmalar işlerini büyütmek istiyorlar. Gıda Organize Sanayi Bölgesi’nde tahsis işlemi vardı. 15-20 firma kıran kırana yarış yaptı. Samsun’un yatırım avantajları çok yüksek. Ekonomik darlığa rağmen Samsun’da ciddi şekilde yatırım yapmak isteyen insanlar var ama Samsun ortak akıl ve paydayı kullanarak işlerin yürütülmesi lazım. Samsun’daki işsizlik rakamları bizim için çok düşük rakamlardır. Samsun kabuğunu kıracaktır. Biz bu rakamları çok rahat bir şekilde tolare ederiz. İşsizlik konusunda ise daha çok vasıfsız insanlar iş arıyorlar. Mesleği olmayanlar ya da bir kursa gitmeyip, iş arayanlara iş bulmakta zorluk çekiyoruz. Bu anlamda meslek kurslarını çok önemsiyoruz. İş arayanların bir kursa katılıp, sertifika alıp, meslek edindikten sonra iş aramaları halinde çok rahatlıkla iş bulacaklarını düşünüyorum” diye konuştu.
Anadolu liselerinde talep fazlalığı nedeniyle ikili eğitime geçebileceklerini vurgulayan Vali Kaymak, şunları söyledi:
“Meslek liselerini çok önemsiyoruz. Şu anda okul tercihleri yapılıyor. Maalesef bu sene Samsun’da daha çok Anadolu liselerini çocuklarımız tercih etti. Biz bas bas bağırıyoruz. Meslek lisesi mezunları direkt işe giriyor. Düz ve Anadolu lisesi öğrencileri de maalesef işsiz bir şekilde işsizler ordusuna katılıyorlar. Bütün bu bağrışlarımıza rağmen insanlar hala Anadolu liselerine müthiş bir yığılma var ama meslek liseleri dolmuyor. Lütfen çocuklarımızın işsiz kalıp da iş aramalarını istemiyorsak, ilimizdeki meslek liselerini daha çok tercih edelim. Biz de hedef olarak meslek eğitimini arttırmak istiyoruz. İlimizde Milli Eğitim yatırımları çok iyi gidiyor. 2019 yılının sonunda tekli eğitime geçeceğiz diye bir tasarrufumuz var. Bu çerçevede çalışmalarımız devam ediyor. Maalesef tekli eğitime geçmek için çok iyi bir ivme yakalamışken, Anadolu liselerine haddinden fazla yığılma olduğu için Anadolu liselerinde ikili eğitime geçmeyi planlıyor arkadaşlar. Geçmemek için yeni sınıflar, derslikler yapılır mı onları araştırıyoruz. Bulamazsak belki de Anadolu liselerinde sabahçı-öğlenci yani ikili eğitim yapmak zorunda kalacağız.”
Toplantı, görüş ve önerilerin ardından sona erdi.
BAMYANIN TARLADAN SOFRAYA ZAHMETLİ YOLCULUĞU
Amasya’nın Taşova ve Göynücek ilçelerinde üretilen çiçek bamyası oldukça zahmetli bir sürecin ardından sofradaki yerini alıyor.
Türkiye’nin önemli çiçek bamyası üretim merkezlerinden Taşova ile Göynücek ilçelerinde 6 bin dekar alanda 2 bin 250 ton bamya üretiliyor.
Her biri tek tek elle toplanarak ipe dizilerek kurutulan çiçek bamyaları için zahmetli yolculuk ekim ve kasım aylarında bamyanın ekileceği arazinin hazırlanması ile başlıyor.
Nisan ayında ekilmeye başlanan, haziran ayının ikinci haftasından sonra hasat edilmeye başlanan çiçek bamyası, kurutulduktan sonra tüketiciyle buluşuyor.
Toplanan bamyalar, vakit kaybedilmeden tek tek iplere diziliyor. Bu nedenle üreticiler eylül ayına kadar süren hasat boyunca her gün tarlaya gidip günün ilk ışıklarıyla topladıkları bamyaları ipe dizme işlemini sürdürüyor.
Taşova ilçesine bağlı Çaydibi köyünde bamya üreteciliği yapan Ali Kavak, AA muhabirine, çiçek bamyası üreticiliğinin emeği yoğun bir iş olduğunu söyledi. Bamyanın üretimi en zahmetli sebze olduğunu anlatan Kavak, üretici olarak yaşadıkları zorlukları şöyle dile getirdi: “Bamya üretiminin zahmeti bol. Ekiyorsun, çapalıyorsun, gübresini atıyorsun, sabah 5’te kalkıp tarlaya gidiyoruz bütün aile, çiçeği solmadan topluyoruz, eve getirip zaman kaybetmeden bütün aile gece saatlerine kadar ipe diziyoruz ve kurutuyoruz. Bamya her gün verdiği için, tarlasına her gün gitmek zorundasın, yoksa bamya büyür yenilmez hale gelir. O yüzden, bamya için ‘cenazende ağlatmaz, düğününde oynatmaz’ derler.”
Kavak, perşembe günü ilçede bamya pazarı kurulduğunu, esnafın üreticiden aldığı bamyayı Konya, Kayseri, Eskişehir, Kırşehir gibi illerde sattığını aktardı.
Bamyanın zor ve zahmetli olması nedeniyle gelinlik çağa gelen kızların köy yerine şehir yaşamını tercih ettiğini de belirten Kavak, “Bamya üretimi zahmetli olduğu için köyün gençleri bekar kalıyor. Köyün kızları, bamya işi zor olduğu için köyden kimseyle evlenmek istemiyor. İstanbul’a evlenelim orada iş bulalım istiyorlar.” dedi.
Ayşe Kavak ise köyde bamya üretiminin yaygın olduğunu vurgulayarak, “Bu işin zahmeti çok sürekli ilgi istiyor, sürekli çalışma istiyor. Köydeki kadınların hepsi bıktı bu işten ama yapacak bir şey yok. Ben gençken yapmak istemiyordum bu işi, eşim ‘evlenince İstanbul’a gideceğiz’ dedi, ama gidemedik burada kaldık, çocukluktan beri bu işi yapıyorum.” diye konuştu.

“ON DİLİM KAVUNU” İÇİN TESCİL GİRİŞİMİ
Çorum’un Sungurlu ilçesinde yetiştirilen “On Dilim kavun” için Coğrafi İşaret Tescili için çalışma yapılacak.
Tarım ve Orman İl Müdürü Orhan Sarı, ilçedeki On Dilim kavunu üreticileriyle bir araya geldi.
Çiftçilerden kavunun rekoltesi hakkında bilgi alan ve tarlaları ziyaret eden Sarı, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgedeki iklim yapısının kavun üretimine elverişli olduğunu söyledi.
Sungurlu’da yetiştirilen On Dilim kavunundaki tat ve aromanın diğerlerinde bulunmadığını belirten Sarı, “Sungurlu’nun toprak yapısı ve iklim koşullarından dolayı burada yetişen kavun, diğerlerinden ayrılıyor.” dedi.
On Dilim kavununun üretiminin yaygınlaşması ve pazarlama olanaklarının geliştirilmesi için çalışma başlatacaklarını dile getiren Sarı, ayrıca Türk Patent ve Marka Kurumuna da Coğrafi İşaret Tescili için başvuracaklarını aktardı.
Sarı, ilçede 11 köyde yaklaşık 20 bin dekar alanda On Dilim kavunu üretildiğini belirterek, “Üretilen kavunların traktörün üzerinde alıcı bekleyerek satmak yerine soğuk hava deposunda muhafaza edilmesi, reyonda ya da büyük marketlere satışının sağlanabilmesi için üreticiler arasında birlik kurulması gerekiyor. Ürünün pazarlanması için çiftçilerimizle birlikte hareket ederek gerekli altyapıyı hazırlamalıyız.” diye konuştu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.