Site rengi

Tasarım

ALTIN 329,16
DOLAR 6,2102
EURO 6,8353
BIST 8,0114
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 13°C
Yağışlı

HAYVAN VE BİTKİ ATIKLARINDAN ELEKTRİK ÜRETİLECEK

27.12.2019
A+
A-
HAYVAN VE BİTKİ ATIKLARINDAN ELEKTRİK ÜRETİLECEK
Amasya’nın Suluova ilçesinde faaliyete geçecek Entegre Biyogaz Enerji Santrali ile hayvan ve bitki atıklarından yılda 50 milyon kilowatt elektrik enerjisi üretileceği belirtildi.
Amasya Valisi Osman Varol, Suluova ilçesinde yapımı devam eden elektrik üretim tesisi hakkında AHİ Suluova Biyogaz Enerji Üretim A.Ş. yetkililerinden bilgi aldı. Tesisle ilgili açıklamada bulunan Vali Varol, hayvan ve bitkilerden elde edilen 600 bin ton atıktan 27 milyon 690 bin metreküp biyogaz elde edileceğini ve Entegre Biyogaz Enerji Santrali ile yılda 50 milyon kilowatt elektrik enerjisi üretilmesi planlandığını söyledi. Vali Varol, “Suluovalı çiftçilerin de ortak olduğu projenin en önemli amaçlarından birisi de yörede bulunan büyükbaş hayvan çiftlikleri ve ahırlarındaki hayvan gübresinin Yeşilırmak ve Tersakan Çayı’nı kirletmesini önlemek ve görüntü kirliliğini ortadan kaldırmak. Ayrıca santralden elde edilecek ilave ısı ile yerleşim alanlarının ısınma ihtiyacını kısmen karşılaması da hedefleniyor” dedi.
Vali Varol, bölgedeki çiftçilerin tesisin faaliyete geçmesi sonrasında kimyasal gübre yerine, burada üretilen organik gübreyle organik tarıma geçebileceğini söyledi.
YAŞ FİYATI 20 LİRA OLAN BAMYA, MARKETTE 175 LİRAYA KADAR SATILABİLİYOR
Anadolu mutfağının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan çiçek bamyasının kilogramı, yaş olarak 20 liraya, kurutulduktan sonra market ve pazarlarda 175 liraya kadar çıkıyor.
Amasya’nın Taşova ve Göynücek ilçelerinde yaygın şekilde üretilen çiçek bamyası, bölge halkı için önemli bir gelir kaynağı sağlıyor. Ekimine nisan ayında başlanan, haziran ayının ortalarından sonra hasat edilen sarı renkli ve küçük meyveli çiçek bamyası, yaş ve kurutulmuş olarak değerlendiriliyor. Kilogramı yaş olarak 20 liraya satılan bamya, ipe dizilip kurutulduktan sonra toptancılara 100 liraya veriliyor. Kuru bamya, market ve pazar tezgahlarında ise 175 liraya kadar alıcı buluyor.
Taşova Ziraat Odası Başkanı Hasan Dikmen, ilçede yılda ortalama 250 ton bamya üretildiğini, bunun da Türkiye’nin ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi.
Kurutulduktan sonra bamyanın fiyatının arttığına işaret eden Dikmen, “Piyasada kuru bamyanın toptan fiyatı 100 lira. Yaş bamya ise 20 lira civarında satılıyor. Amasya’dan birçok ile kuru bamya gönderiliyor. Bamya üretimi gerçekten zor ve emek isteyen bir iş, üreticimiz çok zahmet çekiyor.” dedi.
Bamya üreticisi ve toptancısı Ömer Hancı ise bamyanın Taşova ilçesi ekonomisine büyük katkı sağladığını belirterek, şöyle konuştu: “Bamya köylünün alın teri, göz nurudur. Sezon başında bamyanın toptan fiyatı 120 lira civarındaydı, ithal bamyanın gelmesiyle 100 liraya kadar düştü. Bamya pazara az gelirse fiyatı biraz artar, çok gelirse biraz düşer. Bamyanın kurusu makbuldür, yemeklerde daha çok kurusu kullanılır. Yaşken hemen toplayıp zahmetsiz şekilde satıyorsun ama kurutması zaman alıyor, emek istiyor. O yüzden kurusunun fiyatı daha pahalı oluyor. Aldığımız bamyaları Konya başta olmak üzere İç Anadolu Bölgesi’ne pazarlıyoruz.”
TARİHİ DEĞİRMEN YENİDEN YAPILACAK
Havza’da 150 yıllık tarihi su değirmenin aslına uygun olarak yeniden yapılacağı belirtildi.
Turizme kazandırılması planlanan tarihi Göbeçioğlu su değirmeninin aslına uygun olarak yeniden yapılması için çalışma başlatıldı.  
Havza Belediye Başkanı Murat İkiz, Samsun Ankara Karayolu Ereli Kavşağı’nda bulunan tarih su değirmeninde incelemelerde bulundu.
Çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan İkiz, “2014 yılında Büyükşehir Yasası ile mülkiyeti belediyemize geçen ve geçtiğimiz aylarda bir bölümü çöken taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli Göbeçioğlu su değirmeninin aslına uygun olarak restore ederek turizme kazandırmak için çalışmalarımıza başladık.” dedi.
Kültürel varlıkların gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapan İkiz, şunları kaydetti: “Toplumların varlıklarını sürdürmesi tarihi ve kültürel miraslarının korunmasıyla mümkündür. İlçemizin sahip olduğu tarihsel geçmişin simgelerini yaşatmak ve geleceğe taşımak hepimizin görevidir. Değirmenin aslına uygun olarak yeniden hayat bulması yönünde, Samsun Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyesi desteğiyle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, bu tarihi değerimiz yeniden hayat bulacak. Bu projede bizlere desteklerinden ötürü Valimize teşekkür ederim. Hedefimiz değirmeni çalışır hale getirerek ziyaretçilere güzel ve otantik bir ortamda hizmet verebilmek.”
İkiz, hazırlanan projenin yaklaşık 1 milyon 400 bin lira maliyetinin olduğunu sözlerine ekledi.
SAMSUN’DA ARICILARIN KONAKLAMA YERLERİ BELİRLENİYOR
İl Tarım ve Orman Müdürü Nail Kırmacı, Samsun’un bitki florasını tespit ederek arıcıların floradan en üst düzeyde faydalanmalarını ve gezginci arıcı faaliyetlerinde yaşadıkları konaklama yeri sıkıntısını ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi.
“Samsun İli Bitki Florasının Tespiti ve Arı Konaklama Noktalarının Sayısallaştırılması Projesi”nin anlatıldığı toplantı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. Toplantı ile ilgili açıklamalarda bulunan İl Müdürü Nail Kırmacı, “Arıcılık elde edilen arı ürünlerinin yanında, tarımsal faaliyetler içerisinde tozlaşma hizmeti ile bitkisel üretime dolaylı olarak katkısı olan önemli bir yetiştiricilik faaliyetidir. Yapacağımız bu çalışma ile ilimiz bitki florasını tespit ederek arıcılarımızın floradan en üst düzeyde faydalanmalarını ve gezginci arıcı faaliyetlerinde yaşadıkları konaklama yeri sıkıntısını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. İlimiz arıcılık sektörünün önünü açan, gelişmesine katkı verecek bir çalışma olacaktır. İlimizde arıcılıkla uğraşan bin beş yüz yetiştiricinin 80 bin kovanı mevcut hem arıcı sayımızın hem de arıcı başına düşen kovan sayısının artmasını hedefliyoruz” dedi.
Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Turgut Güler ise proje kapsamındaki çalışmalar, Samsun arıcılığının durumu ve arıcılık mevzuatı ile ilgili bilgiler vererek, “Projenin amacının ilimizde arıcılık yapılacak nektar ve polenli bitki florasında mevcut durumunun tespit edilmesi ve arı konaklama yerlerinin belirlenmesi, arıcılıkta konaklama sorunlarını çözmek için gerekli teknik altyapının oluşturulması, ülke genelinde gezginci arıcılık faaliyetinde bulunan üreticilerimizin hem girdi maliyetlerinin azaltılması hem de daha sağlıklı, izlenebilir ve güvenilir arı ürünleri üretimi yapmalarının sağlanmasıdır” diye konuştu.
3 gün süren eğitimde, Samsun Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü personeli Veteriner Hekimler Dr. Rahşan Akpınar ve Dr. Selma Kaya “bakteriyolojik, virolojik ve paraziter arı hastalıkları” hakkında, İl Müdürlüğü personeli Ziraat Mühendisi Dr. Ali Korkmaz ise “mevsimsel arıcılık uygulamaları, ana arı kalitesi ve önemi, arı hastalıkları ve parazitleri, bal, koloni popülasyonu düzenleme, arazi kullanımı, arıcılıkta önemli olan bitki florası” hakkında bilgi verdi.
Toplantı Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Turgut Güler ve Ziraat Mühendisi Dr. Ali Korkmaz’ın katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.
AMASYA BİTKİ ÖRTÜSÜ ZENGİNİ
Amasya’da iki yıldır yürütülen Amasya Biyoçeşitlilik Projesinde çalışmalar tamamlandı.
Proje ekip lideri olan Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arzu Cansaran, Amasya’nın bitki örtüsü açısından zengin ve stratejik bir şehir olduğunu belirterek Türkiye florasının 6’da 1’ine yakın bitki taksonunun Amasya’da bulunduğunu saptadıklarını söyledi.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün “Amasya İlinin Karasal ve İç Su Ekosistemleri Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi” kapsamında ildeki bitki zenginliği ve bitki örtüsü üzerine Doç. Dr. Cengiz Yıldırım ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Amasya Şube Müdürlüğü görevlileriyle birlikte çalışmalar yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Arzu Cansaran, “2 yıllık süreçte tamamlanan proje sonucunda 100 familya ve 532 cinse dahil olan ilimizdeki toplam bitki taksonu sayısı bin 706’dır. Amasya ili endemik takson sayısı 225 olup, endemizm oranı yüzde 13.18 olarak belirlenmiştir. Endemik bitki taksonlarının IUCN tehlike kategorilerine göre dağılımları incelendiğinde 1 tükenmiş, 4 kritik, 9 tehlikede, 8’de hassas ve tehlike altına girebilir kategorilerinde bitki taksonu tespit edilmiştir” dedi.
Kritik, tehlikede ve hassas bitkiler barındırması bakımından şehrin bitkisel açıdan oldukça stratejik olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Cansaran, “Bu sonuçlar ilimiz florasının zenginliğini ve Amasya’nın Türkiye florasının neredeyse 6’da 1’ine yakın bitki taksonunu bünyesinde barındırdığını da bizlere göstermektedir” diye konuştu.
Sonuçları Amasya Üniversitesinde düzenlenen “Cumhuriyetin 95. Yıldönümünde Tarihi ve Stratejik Açıdan Amasya Sempozyumu”nda da sunduklarına değinen Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Yıldırım da, “İç Anadolu ile Karadeniz bölgelerimiz arasında bir geçiş sahasında yer alan Amasya’da, orman vejetasyonu daha çok dağların kuzey yamaçlarında yerleşmiştir. Karaçam, kızılçam, sarıçam, kazdağı göknarı, gürgen ve kayın orman vejetasyonunun, istiriç, zindiyen, ispir meşesi, tüylü meşe, saçlı meşe, fındık, sandal ağacı, karağan ve sumak ise bozuk orman vejetasyonunun ilimizdeki yaygın temsilcileridir. Amasya İli’nin koruma öncelikli doğal alanları ise Akdağ, Tavşan Dağı ve Borabay Gölü olarak belirlenmiştir. Yapılacak olan yeni projeler ve araştırmalar ile elde edilmiş olan verilerin güncellenmesine devam edilecektir” şeklinde konuştu.  
3. SAMSUN GIDA FUARI KAPILARINI AÇTI
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından düzenlenen ve yöresel lezzetlerin de sergilendiği “3. Samsun Gıda, İçecek Ürünleri Gıda İşleme Teknolojileri, Paketleme ve Lojistik Fuarı” kapılarını ziyarete açtı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Samsun Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası, Samsun Ticaret Borsası, KOSGEB, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası, Türkiye Otelciler Federasyonu, Türkiye Aşçılar Federasyonu, Karadeniz Perakendeciler Birliği, Karadeniz Turistik İşletmecileri Derneği, Karadeniz Aşçılar ve Turizm Birliğinin desteği ve iş birliğiyle hazırlanan fuarda gıda profesyonelleri bir araya geldi.
Samsun Vali Vekili İbrahim Avcı, TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarın açılışında yaptığı konuşmada, bilim insanlarının, dünyayı sarsacak küresel krizin enerji ve finans kaynakları nedeniyle değil, gıda ve su kaynakları yönünden çıkacağını savunduklarını söyledi.
Gıdanın değerinin arttığına işaret eden Avcı, Samsun’un, Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleri ile beslenen Bafra ve Çarşamba ovalarında yetişen ürünleriyle öne çıktığına dikkati çekti.  
Nüfus ve hayat standartların artmasıyla gıdada endüstrileşmenin de arttığını vurgulayan Avcı, “Konjonktür, işlenmiş gıda üretimi ve tüketimini günlük yaşamın bir parçası haline getirmiştir. Gıda sanayisi, tarımsal üretim, dengeli beslenme, katma değer, istihdam ve ihracat açısından önemli işlevleri olan, pek çok sektörü etkileyen ana sektörlerden biridir. Bu fuarları yukarı taşıyarak hükümetimizce de desteklenen Ar-Ge ofislerinin sayılarının artırılması konusunda çaba içerisinde olmamız gerekir.” ifadelerini kullandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin de gıdanın önemine değinerek, “Önemli olan gıdanın sunumu, hijyenik olması. Tarımsal sanayiye dönük çalışmalar kapsamında Tarım AŞ’yi kuracağız. Böylece çiftçilerimizle bir araya gelerek ürünlerin katma değerini artırma adına katkı sağlayacağız.” dedi.
TÜYAP Anadolu Fuarları Genel Müdürü Cihat Alagöz de Samsun’un fuarcılık alanında yoluna emin adımlarla devam ettiğini dile getirdi.
“Ev’leniyoruz” ile kitap, mobilya, inşaat ve tarım fuarlarının ardından gıda fuarını da açtıklarını belirten Alagöz, “Fuar sadece yeni iş görüşmeleri ve bağlantılara ev sahipliği yapmayacak. Birçok etkinlik de gerçekleştirilecek. Fuarda Gürcistan, Azerbaycan, İran, Suudi Arabistan, Çekya, Rusya ve Hırvatistan’dan misafirlerimizi ağırlayacağız. Samsun’un turizm potansiyeli ve misafirperverliğini sunabilme imkanımız olacak. Bu da turizme önemli katkılar sağlayacak.” diye konuştu.
Alagöz, fuarın Karadeniz Bölgesi’ndeki gıda sektörünün temsilcilerini bir araya getirdiğini anlatarak, “Ev dışı tüketim grupları, süpermarket zincirlerinin tepe yöneticileri, gıda ve içecek perakendecileri, oteller, yerel marketler ve toplu tüketim yapan her türlü kuruluşun yöneticilerini sektördeki yenilikleri takip etmeleri amacıyla katılımcı firmalarla buluşturuyoruz. Endüstriyel mutfak, otel ile kafeteryaların masa üstü ekipmanları ve hijyen ekipmanları satışını gerçekleştiren firmalar da fuarda yer alıyor.” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından açılışı gerçekleştirilen fuarı katılımcılar gezdi.
Fuar, 25 Kasım’a kadar açık kalacak.
KIZILIRMAK DELTASI KUŞ CENNETİNE GİRİŞLERE SINIRLAMA
Türkiye’nin en önemli sulak alanlarının başında gelen ve 356 kuş türünün yaşadığı 56 bin hektarlık Samsun’daki Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nin araç girişine kapatılmasının ardından yaya girişlerine de sınırlama getiriliyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan delta alanına yaya girişler yeni yıldan itibaren ücretli hale getirilecek. Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Zennube Albayrak, deltada yaşayan özellikle kuş türlerinin doğal ortama uyabilmeleri için sessizliğe ihtiyaçları olduğunu belirterek “Deltanın kontrol altına alınması açısından ücretlendirmede başlayacak” dedi.
356 kuş türünün yaşadığı 56 bin hektarlık Samsun’daki Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nin korunması için yeni önlemler alınıyor. 5 bin 174 hektarlık kısmı Yaban Hayatı Geliştirme Alanı olan ve Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan deltada irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlar yer alıyor. Avrupa Kuş Alanları Envanteri’ndeki en önemli 4 kriterden 3’üne sahip olan kuş cennetinde, dünyada nesli tehlike altında olan 24 kuş türünün 15’i, görülüp kayıt altına alındı. Yılın her ayı farklı kuşların görülmesi ile dünyadaki diğer kuş cennetlerinden farklı özelliğe sahip deltanın araç girişine kapatılmasının ardından bu kez de yaya girişlere sınırlama getiriliyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan delta alanına yaya girişler yeni yıldan itibaren ücretli hale getirilecek. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’ne araç girişinin geçen temmuz ayında kapatılmasının ardından olumlu geri dönüş alındığı belirtildi. Bu arada UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nin daimi listeye alınması için başlatılan sürecin de devam ettiği belirtildi. 
Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Zennube Albayrak, deltada yaşayan özellikle kuş türlerinin doğal ortama uyabilmeleri için sessizliğe ihtiyaçları olduğunu belirterek “Araç giriş çıkışları motor sesleri, onları rahatsız ediyor. Araç trafiğine kapanması doğaya tekrar bir katkı oldu. Kuşlar araç trafiğine kapatıldıktan daha iç kısımlardan kıyılara gelmeye başladılar. Alınan bu karar kuş türlerinin burada üremelerinde doğal yaşama adapte olmalarında çok büyük etkileri oldu. Biz kuşları dürbün kullanmadan çıplak gözle de görebilir hala geldik. Gelen kişiler rahatlıkla kuşları görebiliyorlar” dedi.
UNESCO sürecinin devam ettiğini yakın bir zamanda bir uzmanın buraya gelip incelemelerde bulunduğunu söyleyen Albayrak, “Bizim edindiğimiz izlenim süreç olumlu yönde ilerliyor. Bölgenin artık daha bir kontrol altına alınması açısından ücretlendirmede başlayacak. Onunla ilgili Samsun Kızılırmak Deltası Koruma ve Geliştirme Birliği (SAMKUŞ) tarafından bir karar alındı. 2-5 lira gibi cüzi bir rakam olacak. Yılbaşından itibaren bu uygulamaya başlayacağız. Daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Doğaya uyumlu araçlarla bu alanda geziler düşünülüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurduk. Araçların elektrikli olması özellikle üzerinde durduğumuz bir konu. Bisikletlerin, akülü araçların olması gibi. Bakanlıkta olumlu karşılıyor. Gezi çalışmalarının bu doğaya uyumlu araçlarla olması için çalışma başlattık” diye konuştu.
Kızılırmak Deltası, 56 bin hektar genişliğinde, irili ufaklı 20 adet göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlardan oluşması, çok büyük bir alana sahip olması ve de barındırığı kuş sayısı bakımından yalnızca Türkiye için değil tüm dünya ekolojisi açısından büyük öneme sahiptir. Yaban hayatı geliştirme sahası olarak ilan edilen bu alan Ondokuzmayıs, Bafra ve Alaçam ilçelerini kapsamaktadır. Doğal özellikleri büyük ölçüde korunabilmiş, ülkemizin Karadeniz kıyısındaki tek sulak alanıdır. Kızılırmak Deltası, göç sırasında Karadeniz’i doğrudan aşan kuş türleri için yaşamsal önem taşımaktadır. Batı Palaearktik bölge içerisinde yaklaşık 1.100 kuş türü yaşamakta olup bu türlerin yüzde 40’ı yani yaklaşık 460 çeşidi Türkiye’de belirlenmiştir. Bu bölgedeki kuş türlerinin ise yaklaşık yüzde 35’i Kızılırmak Deltası’nda tespit edilmiş olup yaklaşık yüzde 15’i burada üremektedir.
CW ENERJİ’NİN TOKAT’TA KURDUĞU GES’İN GEÇİCİ KABULÜ TAMAMLANDI
Antalya Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren CW Enerji tarafından, Tokat’ın Turhal ilçesinde kurulumu gerçekleştirilen toplam 1,2 megavat kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santralinin (GES) geçici kabulünün tamamlandığı bildirildi.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CW Enerji’nin yüklenici firma olarak panel tedariki, mühendislik ve uygulama çalışmalarını gerçekleştirdiği proje, 23 günde tamamlandı ve 9 Kasım’da alınan geçici kabulle işletmeye hazır hale getirildi.
Söz konusu projenin kurulumunda 4 bin 554 adet güneş paneli ve 17 adet inverter kullanıldı.
Projeyle yılda 1 milyon 904 bin 950 kilovatsaat elektrik üretimiyle ortalama bin 75 hanenin elektriği karşılanabilecek. Ayrıca, yılda yaklaşık bin 429 ton karbondioksit, 4,3 ton kükürtdioksit ve 1,6 ton azot oksit gazı emisyonu azaltımı sağlanmış olacak.
MERZİFON KARA MUSTAFA PAŞA DEVLET HASTANESİNE SAĞLIK TURİZMİ BELGESİ
Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi sağlık turizmi yetki belgesi almaya hak kazandı.
Uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisi olma yolunda yapılan sağlık turizmi yetki belgesi başvurularının olumlu sonuçlandığını belirten Başhekim Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almak için yaptığımız başvuru Sağlık Bakanlığı yetkililerince kabul edilip uygun görüldü. Bu belgenin alımı hastanemizi bir adım daha öne taşıyacaktır. Bu güzel adımın hastanemiz ve çalışanları adına ayrıca Merzifonumuza, Amasyamıza ve bölgemize ilk olması sebebiyle hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.
Hastane bünyesinde Uluslararası Sağlık Turizmi Birimi kurulduğuna değinen Sezikli, “Kalitemizi, standartlarımızı arttırmak amacı ile yürümüş olduğumuz yolda adımlar atıyoruz. Hastanemiz yerleşik halkımızın sağlığını ön planda tuttuğu gibi özellikle yazın bu güzel şehrimize, ilçemize akın eden gurbetçilerimizin de sağlığını ön planda tutmaktadır. Aynı zamanda güzel Merzifonumuz stratejik konumda olması sebebiyle turistlerin de uğrak yeridir” diye konuştu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.