Eğitim Seminerleri

 
Aylık Geleneksel Eğitim Seminerleri Kapsamında Yapılan Çalışmalar;

1. 3 Aralık 2011 Cumartesi
Yrd.Doç.Dr. Müge YILMAZ ‘ın “İletişim Becerileri” konulu semineri 

2. 6 Ocak 2012 Cuma
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Yasemin Yüce Tar “Dizilerdeki Kadın İmajları” konulu seminer

3. 3 Şubat 2012 Cuma
REPORT Sorumlu Ortak Baş Denetçi Zeki Ekinci ve REPORT Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Çelik “Yeni Türk Ticaret Kanununun İş Hayatına Getirdiği Yenilikler” konulu seminer

4. 2 Mart 2012 Cuma
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Prof.Dr.Yüksel ARDALI “Çevresel Duyarlılık” konulu bir seminer
Sayın Prof.Dr.Yüksel ARDALI'nın konuşma Metni  
8Mart Uluslar arası Emekçi kadınlar günü
Birbirini izleyen tüm sınıflı toplumların tarihi, en barbarından en “uygar”ına, kadının baskı altına alınıp fiziki ve zihni tüm yeteneklerinin köreltilmesi, din, kültür, yasalar, gelenek ve görenekler, gerici değerler ve önyargılarla aşağılanıp bir cins olarak ezilmelerinin de tarihi oldu aynı zamanda. Ünlü bilimkurgu ve ütopya kadın yazarı  Ursula Le Guin: “Uygar Adam der ki: Ben Benim, Ben Efendiyim, geri kalan her şey Öteki – dışarıda, altta, altımda, itaatkar. Ben sahip olurum, ben kullanırım, ben araştırırım, ben sömürürüm, ben denetlerim. Önemli olan benim yaptığımdır. İsteklerim maddenin var olma sebebidir. Ben benim, geri kalanıysa uygun gördüğüm şekilde kullanılacak kadınlar ve vahşi doğa.” derken ırk, sınıf, toplumsal cinsiyet ve doğa üzerinden işleyen dört sömürü biçimini açıkça ifade etmektedir Doğa ve kadının yakınlaşmasında hem eylemci müdahaleye hem de kadınların ezilmesi ile doğanın sömürülmesi arasındaki bağlantıların kuramsallaştırmasına birçok yazar, çizer; küreselleşme, çevre aktivisti, ekofeminist ifadeleriyle kadın yıllardır büyük katkıda bulunmuştur.  
Çevre mühendisi ne yapar???? 
İçme ve kullanma Suyu Temini, iletimi, Arıtımı ve Dağıtımı Evsel ve Endüstriyel Atık suların Toplanması, Arıtılması,Geri kazanılması ve uzaklaştırılmaları Yüzey Drenaj ve Yağmur Sularının Toplanması, Deşarjı ve Arıtılması Katı Atıkların Toplanması,Taşınması, Geri Kazanımı, Uzaklaştırılması ve işlenmesi Zararlı ve Tehlikeli Atıkların Yönetimi ve Bertarafı Hava Kirliliğinin önlenmesi ile ilgili olarak; kaynakta kontrol, arıtım teknolojilerinin seçimi ve uygulamaları.Çevresel Etki Değerlendirme çalışmalarının planlanması ve koordinasyonu, ÇED Raporlarının hazırlanması ve uygulanması Çevre kaynaklarının Modellenmesi Çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin Kontrollük, Yönetim ve Müşavirlik Hizmetleri Farklı çevresel kesimlerden numune alma, ölçümleme ve değerlendirme Gürültü Kirliliğinin kontrolü ve önlenmesi Toprak ve yeraltı su kaynaklarının kirliliğinin önlenmesi çalışmaları Kirletici kaynakların kirliliğinin belirlenmesine ilişkin kontrollük, uygulama ve yönetim hizmetleri Çevre Mühendisliği, hava, su, toprak gibi doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, bunların kirlenmesine neden olan etkenlerin kaynaklarında kontrolü ve yok edilmesi, kirlenmenin yol açtığı estetik ve ekonomik kayıpların önlenerek insan sağlığına ve refahına uygun çevre koşullarının yaratılması konularında eğitim ve araştırma yapar.   
İNSANIN AŞAMALARI
İNSANIN KÜLTÜREL VE EKOLOJİK AŞAMALARI (MİLLER, 1975)
Erken toplayıcı-avcı: İnsan tabiat tarafından kontrol edilmektedir.
İleri toplayıcı-avcı: İnsan çevreyi etkilemekte ancak kontrol edememektedir.
Tarım insanı:İnsan tabiata karşı: İnsan tabiatı kontrol etmeye başlamıştır.
Endüstri insanı: İnsan tabiat üzerinde kontrolünü arttırmıştır ve tabiatı olumsuz yönde etkilemektedir.
Dünya insanı: İnsan tabiatı anlayarak müdahale etmekte ve tabiatla uyum içerisindedir.
KÜRESEL ISINMA
Kutuplardaki buzulların erimesine, iklimin ve mevsim şartlarının değişmesine, okyanusların ısınmasına, deniz seviyesinin yükselmesine, orman yangınlarının artmasına, göllerin küçülmesine, ırmakların kurumasına, kışın sıcaklıkların artmasına, ilkbaharın erken gelmesine, sonbaharın gecikmesine, bitkilerin erken çiçek açmasına,,göç dönemlerinin değişmesine, kıyı şeritlerinin erozyona uğramasına, bulut ormanlarının kurumasına yol açıyor.
Hava kirliliğinin insan ve çevresine Etkisi  
Yer atmosferine de su buharının da içerisinde bulunduğu sera gazı olarak adlandırılan gazlar, güneşten alınan enerjinin bir kısmının uzaya tekrar dönmesini önler, böylece yer yüzeyinin olduğundan daha fazla ısınmasına
neden olurlar, bu olaya sera etkisi denir.İnsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının özellikle CO2’nin sınırlandırılmasına yönelik önlemler tüm dünya ülkelerini işbirliği yapmaya yönlendirilmiştir.Türkiye’nin başlıca sera gazı kaynaklarının %85’i ticari (taş kömürü, linyit, asfalt, doğal gaz, hidrolik), %15’i ticari olmayan (odun, hayvan ve bitki artıkları)
kaynaklardan olmaktadır.Kloroflorokarbonların ise, özellikle 1980’li yılların başından itibaren ortaya çıktığı alaşılmıştır. Atmosferde salınan karbondioksit, kloroflorokarbonlar ve öteki radyoaktif sera gazı emisyonlar nedeniyle yerin yüzey sıcaklıklarındaki artış küresel ısınma olarak tanımlanmaktadır.    
Asit yağışları  
Özellikle termik santraller ve motorlu araçlarda kullanılan fosil yakıtların yanması sonucu atmosfere bırakılan başta kükürt dioksit olmak üzere, azot oksitler ve diğer kirleticilerin karmaşık bir süreç içinde havadaki öteki kimyasallarla (özellikle nemli bölgelerde su buharı ile) tepkimeye girmesi ile oluşan sülfürik asit ve nitrik asit‘in yağmur, kar, dolu gibi hidrometeorlarla yere ulaşması “asit yağışları” olarak adlandırılır.
Asit yağışlarının Zararları 
Toprakta bulunan alüminyum çözülerek içme sularına karışması,Göl ve akarsuların asit dengesinin bozulması, su ekosisteminin bozulması, tüm canlı organizmaların etkilenerek bazı su ürünlerinin yok olması,Orman örtüsü ve kentlerdeki yeşil alanların ve ağaçların kuruması,Tarihsel, kültürel kalıntı ve eserlerin, binaların çözünme ufalanma ve
aşınma gibi süreçlerde tahrip olması. Asit yağışları tüm dünyamız için bir tehlike oluşturmakla birlikte en büyük hasar, Avrupa ve Kuzey Amerika üzerinde toplanmıştır. Asit yağışları, çevre kirliliğinin özellikle de hava kirliliğinin sınır tanımadığını gösteren iyi bir örnektir.
Ozon tabakası  
Etrafımızı çevreleyen atmosfer, çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Yoğunluğu yerden uzaklaştıkça azalan atmosferin katmanları bütün canlılığın görüldüğü hava hareketlerinin etkili olduğu yerdir. Atmosferin her tabakasında fiziksel ve kimyasal olaylar farklıdır.Güneşin ultraviole ışınları,oksijen moleküllerini parçalayarak oksijen atomlarını ortaya çıkarmakta ve oksijen molekülleri ile birleşerek 3 atom oksijene sahip ozon haline dönüşmektedir. Atmosferdeki ekosistemin ve doğal dengenin korunmasına bağlı olarak bu faaliyet düzeni olarak sürmektedir. Atmosferdeki stratosfer içinde ozon dinamik bir denge içinde doğal proseslerle sürekli olarak oluşmakta ve tahrip olmaktadır. Ancak yer yüzeyinden atmosfere yayılan pek çok kaynak gaz, ozonu yok eden bazı kimyasal maddelerin artmasına neden olmakta ve bu maddeler  de havanın oksijeni ile reaksiyona girerek ozonun tahribine yol açmaktadır.Ozonun tahrip olmasına neden olan kimyasal maddeler klor, brom, hidrojen ve azot içeren bileşiklerdir. Bu bileşikler ozonu tekrar moleküler oksijene  çevirmekte, ve katalitik reaksiyonlar binlerce ozonu yok edebilmektedir. 1930’larda keşfedilen kloroflorokarbonlar (CFC) günümüzde buzdolaplarında oğutucu olarak, hava soğutma sistemlerinde, aerosol sprey kaplarında itici gaz olarak köpük imalatında özellikle elektronik sanayinde çözücü olarak kullanılmaktadır.
Su-çok değerli bir kaynak
Su hayattır ve susuz bir hayat mümkün değildir.Birleşmiş illetler (BM) ‘in araştırma ve çalışmalarına göre, gelecek 50 yıl içinde nsanlığın %25’i su kıtlığı ile karşı karşıya kalacaktır. Eğer mevcut su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı sağlanmaz ise bu problemlerde hızlı birartış olacaktır.2025’e kadar su sıkıntısı baş gösterebilir
Dünyada 2025 yılına kadar insanlığın su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında!!   
Washington’daki Uluslararası Gıda Araştırmaları Enstitüsü (IFPRI) tarafından yayımlanan raporda, insanlığın doğal su kaynaklarına karşı hoyratlığının sürmesi halinde 2025’e kadar su sıkıntısının başlayacağı, dolayısıyla tarım üretiminde ve sağlık alanında da ciddi sorunların baş göstereceği bildirildi.Kentlerde, sanayi ve hayvancılıkta tüketilen su
miktarının 2025’e gelindiğinde, 1995’e göre yüzde 62 artacağı kaydedilen raporda, “O zaman dünya nüfusu da 8 milyar civarında olacak. Bunca insan için gıda üretmeye yetecek su bulunabilecek mi?” ifadesi kullanıldı.  
NE YAPABİLİRİZ???????????  
Bu nedenle, MEDA ülkelerinden (Türkiye, Fas, Tunus, Mısır) ve AB ülkelerinden (İtalya, Almanya, Avusturya) üniversite ve kar amacı gütmeyen uzman kuruluşlardan oluşan 10 ortak, küçük belediyeler ve yerleşim
alanları için suyun kapalı döngü kullanımını sağlayacak kavram ve teknolojiler üzerinde çalışmaktadır.Çalışmanın amacı, teorik olarak hiç atık su deşarjı etmeyen, sıfır atıklı belediyeler oluşturabilmektir.    Bu nedenle, MEDA ülkelerinden (Türkiye, Fas, Tunus, Mısır) ve AB ülkelerinden (İtalya, Almanya, Avusturya) üniversite ve kar amacı gütmeyen uzman kuruluşlardan oluşan 10 ortak, küçük belediyeler ve yerleşim alanları için suyun kapalı döngü kullanımını sağlayacak kavram ve teknolojiler üzerinde çalışmaktadır.Çalışmanın amacı, teorik olarak hiç atık su
deşarjı etmeyen, sıfır atıklı belediyeler oluşturabilmektir.    Bu nedenle, MEDA ülkelerinden (Türkiye, Fas, Tunus, Mısır) ve AB ülkelerinden (İtalya, Almanya, Avusturya) üniversite ve kar amacı gütmeyen uzman kuruluşlardan oluşan 10 ortak, küçük belediyeler ve yerleşim alanları için suyun kapalı döngü kullanımını sağlayacak kavram ve
teknolojiler üzerinde çalışmaktadır.Çalışmanın amacı, teorik olarak hiç atık su deşarjı etmeyen, sıfır atıklı belediyeler oluşturabilmektir.    Bu nedenle, MEDA ülkelerinden (Türkiye, Fas, Tunus, Mısır) ve AB ülkelerinden (İtalya, Almanya, Avusturya) üniversite ve kar amacı gütmeyen uzman kuruluşlardan oluşan 10 ortak, küçük belediyeler ve
yerleşim alanları için suyun kapalı döngü kullanımını sağlayacak kavram ve teknolojiler üzerinde çalışmaktadır.Çalışmanın amacı, teorik olarak hiç atık su deşarjı etmeyen, sıfır atıklı belediyeler oluşturabilmektir.    Bu nedenle, MEDA ülkelerinden (Türkiye, Fas,Tunus, Mısır) ve AB ülkelerinden (İtalya, Almanya, Avusturya) üniversite ve kar amacı gütmeyen uzman kuruluşlardan oluşan 10 ortak, küçük belediyeler ve yerleşim alanları için suyun kapalı döngü kullanımını sağlayacak kavram ve teknolojiler üzerinde çalışmaktadır.Çalışmanın amacı, teorik olarak hiç atık su deşarjı etmeyen, sıfır atıklı belediyeler oluşturabilmektir. 
Suyun etkili kullanımı  
Bir kişinin bir günde ne kadar su kullandığını biliyor musunuz?İçmek zorunda olduğu su miktarı 2-3 litredir. Diğer ihtiyaçları için kullandığı su miktarı, suya ulaşabilme kolaylığına bağlıdır.
Yeşil Binaların Faydaları  
Yapım sırasında en az çevre tahribatı. Temiz teknolojilerden kullanımı ,Harfiyat atığının değerlendirilmesi,Yeşil çatı uygulamasıyla yağmur sularının arındırılması ve tekrar kullanılarak kanalizasyon yükünün azaltılması,İzolasyon sayesinde az yakıt tüketimi,Enerji tasarrufu sağlaması
Bu Sular Nerelerde kullanılır?  
Sulama suyu,Tuvalet rezervuarları,Yangın koruma,Çamaşır yıkama,Süs havuzu,Araba yıkama
Pet şişelerde kanser riski  
ABD Toksikoloji Enstitüsü ‘nün yaptığı araştırmaya göre, pet şişelerde bulunan Biesphenol A (BPA) maddesi sıcak sıvılarla temas ettiği zaman açığa çıkıyor. Sıvıya karışarak vücuda giren BPA özellikle prostat ve meme kanseri riskini arttırıyor.Damacana sular güneşte bekletilmemelidir. Bu kaplar ekonomik kaygılarla plastik yapılıyor ama tehlikeli……..Su alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın. Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalardan uzak durun………  Damacanaların üretiminde kullanılan BPA maddesi çocuklarda bir hormon gibi davranıyor ve erken ergenleşme, hiperaktivite, bağışıklık sistemi değişiklikleri ve düşük sperm sayısı gibi problemlere neden olma ihtimali olmakla kanser, diyabet riskini arttırmakta olduğu bilim dünyasında açıklanmıştır.Günümüzde pek çok gıda ambalajı olarak da kullanılan plastik kaplar dioksin oluşturma ihtimaline karşın yasaklanmaya çalışılmaktadır. Dioksin vücuda girdikten sonra dışarı
atılımı çok güçtür. Yağ dokusunda birikir ve yaşam boyunca devamlılığını sürdürürken emzirmeyle gelecek nesillere aktarılması söz konusudur. 
Kullan-at çıkmazı????  
Çıkardıkları atık miktarıyla, büyük bir çevre sorunu çıkaran kullan-at niteliğindeki tüketim ürünleri için en
iyisi hiç tüketmemektir. Nasıl olsa geri kazanılıyor diye, “kullan-at” türündeki ürünlerin sınırsız kullanımına yönelten yanlış bir bilinç vardır. Temizlenemeyen besin ve içecek artığı bulunan bu ürünler yakma tesisine gönderilir. Bu tür ürünler geri kazanım sırasında da hammadde ve enerji kullanımına ve diğer pek çok tehlikeli atığa neden olurlar……..DİOKSİN…Dioksin, üretim, geri kazanım ve yakılarak ortadan kaldırılması sırasında aynı oranda
havaya karışır. Havayı soluyan her canlı bundan etkilenir.16 yaş ve altı çocuklarda cep telefonu kullanmamaları, kullanmalarının zorunlu olması durumunda ise günde 10 dakikayı geçmemeleri konusunda WHO (Dünya Sağlık Örgütü) bilimsel çalışmaları vardır.  
Tüm bu etkileri azaltmak 3  yöntemle yapılabilir.  
  1. Az atık çıkartmak (REDUCE)
  2. Tekrar kullanmak (REUSE)
  3. Geri Dönüştürmek (RECYCLING)
Küresel Soğuma??????
İngiltere'nin önde gelen bilim adamlarından ve BM'nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulu üyesi Profesör Mojib Latif ve
ekibi, Avrupa ve Kuzey Yarıküre'yi etkileyen sert kış koşullarının 20 veya 30 yıl sürecek bir mini buz çağının başlangıcı olduğunu ileri sürdü.
Güneş patlamaları küresel soğumaya neden oluyor mu? 
Araştırmacılar kuzey yarımküreyi etkisi altına alan soğukların nedeni olarak Güneş’teki patlamaları işaret etti. Sera etkisi nedeniyle sıcak yer ve hemen üstündeki katmanlardaki sıcak hava buharıyla karşılaşan soğuk kütleler aşırı soğuk hava olaylarına neden oluyor.üneş patlamalarının 2012-2014 senelerinde yoğunlaşacağı ve soğumaya yol açacağının NASA ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) uzmanlarca öngörüldüğünü ve çok sayıda yayın yapıldığını belirtiyor.
Mini buzul çağı geliyor! 
2014′ten sonra 10 yıl civarında sürecek mini buzul çağı yaşanacağını da tahmin ediyor. Güneş’in 2014′e kadar sürecek patlamaların ardından yorulacağını ve 10 sene sürmesi beklenen uykuya yatacaktır. “Yeteri kadar ısınmayacağız. Dünyanın termostatı gibi olan Gulf Stream sıcak su akıntısı da durma noktasına geldi. Buzullar ABD ve Asya’yı kaplayabilir.  
Yaşamın temel formulü:
Primary Productivity (Birincil Üretim) == sıcaklık +nütrient (besleyici elementler, gübre) Üretimi temel faktörlerinde biri sıcaklıktır. Eğer sıcaklık artarsa birincil üretim artar ve denizdeki planktonlar çoğalır. Planktonlar çoğaldıkça, havadaki sıcaklığa neden olan
karbondioksit miktarı da planktonlar tarafından çekildiği için azalır. Havadaki karbondioksitin azalması ile birlikte bu kez hava soğumaya başlar ve birincil üretim düşmeye de başlar. Böylece planktonların da sayısında azalma olur ve yeniden hava ısınmaya başlar. Deniz ve atmosfer arasındaki bu Karbon döngüsü “Giga” tonlar ölçeğindedir. Bu olay kara için de aynen geçerlidir. Eğer planktonlar havadaki karbondioksiti regüle edemezlerse bu kez devreye mega yanardağlar girer (izostasi teoromi, yani buzulların erimesi ile kıtaların daha hızlı hareket etmesi ve volkanizmaların artması).Yani havadaki sıcaklığın artması demek, yağışın
artması, bu da üretimin artması demektir. Küresel olarak ısınan her 1 ºC dünyaya %2-3 gibi fazla yağışa neden olur. Ancak, ısınma sırasında, güneyden kuzeye doğru bir ısınma ve kuzeye doğru yağış artması görülür ama bu bizim gibi ülkeler için pek de önemli değildir.
Yenilenemez Enerji Kaynakları  

 Fosil yakıtlar ve radyoaktif elementler yenilenemez enerji kaynaklarıdır. Bu kaynakların bu şekilde isim almalarının nedeni kullandıkça bitmeleri ve yenilerinin gelmesinin çok uzun sürmesidir. Kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar en çok termik santrallerde elektrik enerjisi üretmek için kullanılmaktadır. Günlük hayatta kullandığımız benzin, mazot, LPG, plastik, naftalin, boya, teflon gibi maddeler petrol kaynaklıdır. Kömür, petrol, doğalgaz gibi binlerce yılda oluşmuş fosil yakıtlar insanlığın
gelişmesi ile hızla azalırken atıkları ile hava su ve toprak kirliliğine yol açar.
Termik santraller 
santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek
kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Atıkların denize atılması, karaya serpiştirme çok eskiden beri kullanılan sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı boşaltımlarının en az düzeye indirilmesi;denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik kaynaklarının yayılmasını önlemek uluslararası düzeyde sözleşmelere de girmiştir.
Termik santrallerde en büyük problemlerden biri de kül atıklarıdır.  
Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır.    
Nükleer santraller  
 Niye Nükleer santralleri enerji üretiminde  
 Yanı başımızda (Sinop) istemiyoruz????????????????  
 İLGİNİZE TEŞEKKÜRLER………………  


 


5. 30 Mart 2012 Cuma
Samsun Valiliği ve Samsun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen aynı zamanda Valimiz Sayın Hüseyin AKSOY’un eşi Sayın Hülya AKSOY ‘un da koordinatörü olduğu Kadın Sağlığı Eğitim Projesi kapsamında “Kadınları Meme Kanseri Konusunda Bilinçlendirme Semineri“

6. 16 Mayıs Çarşamba 
Eyvah Mezun Oluyorum Çalıştayı Semineri
SAMİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Münevver UĞURLU Konuşma Metni 

SAMİKAD'ın amacı, Kadin girisimciliginin ve istihdaminin ülke yarari dogrultusunda artirilmasi için yasa düzenleyicisi organlar,kurumlar ve kuruluslar nezdinde girisimlerde bulunmak , öneriler gelistirmek,katkida bulunmak.

Toplumda kadinin konumu ve statüsünü yükseltecek , kadinin mesleki egitim almasi ve çalisma yasaminda daha çok yer almasini saglayacak is dünyasinin talep ettigi bilgi ve vasfi kazandiracak , kadinlara toplumun sundugu firsatlardan esit olarak yararlanmasini saglayacak egitimler için projeler olusturmak.

Girisimci kadinlar idari , mali ve hukuki konular bilisim teknolojisi elektronik ticaret ve bu alanlarda meydana gelen son gelismeler hakkinda bilgi vermek,belirtilen konularda üyelerinden gelen talepleri diger üyeleri veya uzmanlari araciligiyla yanitlamak ve yaratici fikirleri olan kadin girisimcilere faaliyet göstermek istedikleri alanda ihtiyaç duyacaklari teknik ve mali destege ulasmalarinda yardimci olmaktır.

Türkonfed üyesiyiz.Türk Girişim ve iş dünyası konfederasyonu (türkkonfed) Ülkenin dört bir yanından bölgesel ve sektörel olarak organize olmuş 10 bölgesel Ve 3 sektörel olmak üzere 13 federasyon 119 iş dünyası derneği ve 10 bin’i aşkın iş insanını temsil etmektedir.

Türkkonfed üyeleri 1 milyonu aşkın istihdam sağlayıp 200 milyar dolardan fazla iş hacmine sahiptir. Konfederasyonumuz gönüllülük esasıyla kurulmuş olup iş dünyasını temsil eden bağimsız bir sivil toplum örgütüdür.

Eyvah Mezun oluyorum, şimdi ne olacak

Hayatımızın her döneminde çok çeşitli seçimler yapar bir çok önemli kararlara imza atarız.Meslek seçimi ise yaşamımızdaki en önemli kararlardan biridir.Mesleğinizi seçtiğinizde aslında yaşam biçiminizi, sosyal çevrenizi, gelir düzeyinizi ,çalışma ortam ve koşullarınızı da seçmiş olursunuz.Bildiğimiz mesleklerin yanı sıra bir çok yeni iş alanları da doğuyor.Tüm bu yeni meslekleri araştırıp farkında olmak,gerekliliklerini ve çalışma alanlarını bilmek sizi genelden farklılaştıracak ve farkındalığınızı artıracaktır. Eğilimlerinizin farkında olun. Araştırmak önemlidir.girişimci olun, sabırlı ve azimli olun farkındalığınızı fark edin.yazın yada kış dönemlerinde partime çalışma ve staj olanaklarını değerlendirin okul stajlarını “yapmış olmak için değil” gerçekten yararlanmak deneyim kazanmak iş hayatını tanıma ve işi öğrenmek için değerlendirin.Böylelikle hem iş dünyasına adım atmış olursunuz hem de hangi bölümde çalışmanın size daha fazla keyif vereceğinden emin olursunuz.Bir organizasyonda aktif rol aldığınızda iş dünyasından pek çok yönetici ile bir araya gelme onların tecrübelerinden faydalanma imkanı bulursunuz.Üniversiteden mezun olup iş görüşmelerine gittiğinizde aktif çalışmalarınız fark yaratmanızı sağlayacaktır.İş hayatına 1.0 hatta 2.0 ile başlayabilirsiniz.Alçak gönüllü olun sizin hakkınızda akıllı ve alçak gönüllü iki önemli özellik akıllarda kalıyorsa ekonomi büyüse de daralsada kazanan siz olursunuz.İş dünyası Sürekli bir değişim içinde Bu değişime ayak uydurabilen ve kendisini hızlıca yeniliklere uydurabilenler fark yaratıyor ve diğerlerine göre daha hızlı ilerliyorlar.Problemlerin Parçası değil Çözümlerin Parçası olaya çalışın sürekli öğrenme ve gelişim “ilkeniz” olsun.Bunu sizden başka biri sizin için yapamaz unutmayın mutlu hissediyorsanız başarılısınız.

ÜLKEMİZ ve SAMSUN  için önemli bir tarih olan 19 MAYIS haftasnda bugünkü çalıştayın başarılı ve verimli geçmesini diler, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 03 Nisan 2013 Çarşamba

İş Hayatında Başarı Öyküleri

 

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Samsun Meslek Yüksekokulu ve Samsun İş Kadınları Derneği (SAMİKAD) işbirliğiyle düzenlenen “İş Hayatında Başarı Öyküleri” adlı söyleşi, İlkadım Kampüsü OMÜ Sahnesinde gerçekleşti. Söyleşiye konuşmacı olarak Selen İnal ve Hidayet Hidayetoğlu davet edildi.

Açılış konuşmasını yapan Samsun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Orhan Kurt, “Bugün burada bizimle anılarını, tecrübelerini paylaşacak iki değerli insan var. Deneyimlerini gençlerle, sizlerle paylaşmak için buradalar. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.” dedi.

 SAMİKAD Başkanı Münevver UĞURLU konuşmasında, “Biz kadınları belli bir seviyeye getirmek isteyen gönüllü bir kuruluşuz. Ayrıca dernek olarak stajın önemine değiniyoruz. Amacımız işveren ile staj arayanı buluşturmak. Bizim gayretimiz kadar siz öğrencilerin de istemesi gerek.” dedi.

“Yaratıcılık önemli bir olgu” diyen. Selin İnal ise, “Günümüzde fark yaratmak, sizin diğerleriyle aranızda fark yaratmanızı sağlar. Kariyerinize yön vermek için üniversite sıralarından itibaren aktif rol edinmeniz gerekir. Üniversite sıralarındayken hemen herkes bir projeyi nasıl kolay bir şekilde yaparız peşindeydi. Ben ve iki arkadaşım farklı bir adım atarak değişik bir alanda, enerji alanında bir proje ürettik. Bu sayede bana Almanya’da yüksek lisansın kapıları açılmış oldu. Burada karar vermeniz gereken kurumsal bir firmada mı yer almak yoksa girişimci mi olmak istiyorsunuz. Girişimci olmak isteyenlere önerim bir süre farklı bir firmada çalışıp, daha sonra girişimciliğe yönelmek daha akılcı bir karar olacaktır. Çalışma disiplininiz, işinizi ne kadar çok sevdiğiniz, sizi başarıya götürecek anahtarlardır.” şeklinde konuştu.

 

Hidayet Hidayetoğlu ise konuşmasında, “Teori ile pratiği birleştirmeniz gerekiyor. Neden ve niçin sorularını sormanız gerek. Bunların olmadığı bir üniversiteyi ve öğrencisini düşünemiyorum. Kalkınmış bir ülkeyle geri kalmış bir ülkenin arasındaki tek fark eğitimdir. İnsanlar eğitilirse ancak o zaman gerçek bir insan olurlar. Eğer ben okumak yerine tamirci atölyesinde çalışmayı seçseydim kendimi gerçek bir insan olarak kabul etmezdim.” dedi.

Söyleşinin ardından konuşmacılara Samsun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Orhan Kurt ve Samsun iş Kadınları Derneği Başkanı Münevver UĞURLU tarafından teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi.

Söyleşiye; Samsun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Orhan Kurt, Samsun iş Kadınları Derneği Başkanı Münevver UĞURLU, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

 

 

 
 
 
 100 yıl Bulv. No:75 Uğurlu Apt. Kat 1 (vestel mağaza üstü) İlkadım / Samsun
  +90 362 435 74 21
  bilgi@samikad.com
Copyrigt © 2017 Her Hakkı Saklıdır. Created By TD